- BENİM GÜZEL ŞEFİM -
TANITIM
- Dilek Sarı, 25 yaşında kendini adeta pasta ve tatlılar yapmaya odaklamış, yardımsever, neşeli, güzeller güzeli bir kızdır
- Emre Emir Kaya, 26 yaşında Kaya restoran zincirinin bekar, yakışıklı ve babaannesi tarafından şımartılarak büyümüş ve onun sözünden hiç çıkmamış bir varistir
Hayat bu ikiliyi nasıl bir araya getirecek?
Neler olacak?
Benim Güzel Şefim pek yakında...
--------
1.BÖLÜM:
Marmaris...
Emre her zaman ki sabah rutini için sabah 6'da uyanmış
ve sahile gidip sabah koşusunu yapmıştır
eve döndüğünde ev halkı kalkmış ve kahvaltı sofrası
hazırlanmaya başlamıştır bile
Emre babaannesi Behiye hanımı salonda gazete okurken görünce
yanına gider ve yanağından öper
-Emre: Günaydın ana kraliçem
-Behiye: Günaydın paşam, kahvaltı birazdan hazır olur
terli terli durma hasta olursun git duşunu al gel hemen
-Emre: Tamam hemen geliyorum
Emre duşunu alır sofraya iner, kahvaltı yaparlar
kahvaltıdan sonra her zaman ki gibi evde çalışanlar
sofrayı toplamadan önce Emre'nin annesi Nur hanıma
ve Emre'nin babası Haldun bey'e salonda kahvelerini
servis ederler, Emre işe gitmeden babası Haldun bey
onu yanına çağırır
-Emre: Benimle konuşmak istediğin önemli şey ne baba?
-Haldun bey: istanbul şubesine gitmeni istiyorum
orada sana daha çok ihtiyaç var
-Emre: Bir sorun mu var?
-Haldun bey: Etiler'deki şubenin Müdürünü
yaptığı bir hata yüzünden kovdum
oranın başına senin geçmeni istiyorum
-Nur hanım: Emre'den başkası yok mu da oğlumu gönderiyorsun Haldun
-Haldun: Nur, Emre ileride bütün işleri devralacak,
senin dizinin dibinde oturacak değil,
kaldı ki yakında evlenecek, o zaman ne yapacaksın?
-Emre: Baba daha kaç kere söylemem gerekecek, evliliğe
sıcak bakmıyorum, düşünmüyorum, anne sende artık bana
sosyete arkadaşlarının kızlarını ayarlamaktan vazgeç
-Nur: Nilgün'ün neyini beğenmedin çok merak ediyorum
eğlenmeyi bilen güzel geniş çevresi olan biriydi
-Emre: Ya ne demezsin, çevresi fazla geniş,
güzelliği her yerinin estetik olmasından,
eğlencesi de her gece bar bar gezmesinden,
sağol ben almayayım
-Haldun: her neyse, bu akşam ilk uçakla istanbula git,
Nur, istanbuldaki evi hazırlat, oğluna bir süreliğine
veda et
-Nur: orada yalnız başına ne yapacak çocuk
-Haldun: Çocuk dediğin 26 yaşında koca adam
-Nur: Anne bir şey söyle
-Behiye: Merak etme kızım, bende Emre ile istanbula gidiyorum
-Haldun: Anne, tansiyonun var senin istanbul kalabalık sıcak
gitme sen
-Behiye: Ben senden izin aldım mı Haldun?
torumunla gidiyorum o kadar,
-Nur: Bende geliyorum o zaman
-Behiye: Sen kocanın yanında kal, ben ahretliğimi görmek için
hasret gidermek için gidiyorum
-Emre: Pekala, ana kraliçem ve ben akşam ilk uçakla gidiyoruz,
önce işe bir gideyim toparlayayım durumları
akşama görüşürüz
-Haldun: bende birazdan geliyorum, bir iki görüşmeden sonra
-Emre: Tamam baba
İstanbul...
Dilek anneannesi Ayşe'ye sütlü kahve ve geliştirmeye çalıştığı
bir tatlıyı da yanında bahçeye götürürken anneannesinin telefonda
konuştuğunu görür ve elindekileri masaya bırakır
-Ayşe: Tamam o zaman geldiğinde görüşürüz Behiyecim
tamam tamam öyle yapmamamız pek münasip olur,
hasbihalimizi bende özledim, tamam Allaha amanet ol
-Dilek: Sultanım, kiminle konuşuyordun da yüzünde güller açtı?
-Ayşe: Ahretliğim, istanbula geliyormuş da buluşup hasbibal
edelim diyor
-Dilek: Ben daha önce tanışmadım galiba, hiç hatırlamıyorum
-Ayşe: Yıllar oldu görüşmeyeli, eskiden yakın otururduk ama sonra
taşındılar, telefonla görüştük sonra, senide merak ediyor
-Dilek: Bende senin yüzünü böyle güldüren ahretliğini çok merak ettim,
bu arada sana sütlü kahve yaptım, birde yeni bir tatlı yaptım
hala geliştirmeye çalışıyorum, tadı kötüyse kötü de lütfen
-Ayşe: Hmm tadalım bakalım
-Dilek: Nasıl?
-Ayşe: Hafif olmuş ama sütünü biraz daha az koy bir dahakine
-Dilek: Tamamdır not edildi
-Şeyma: Ne yapıyorsunuz burada bakalım?
-Ayşe: Torunumun yaptığı yeni tatlıyı deniyorum kızım
-Şeyma: Yine mi? Dilek anneannen deneme tahtası mı?
hastalanıcak sonra
-Dilek: anne sen denemiyorsun, anneannem en azından
tadarak tarifi geliştirmeme yardımcı oluyor
-Şeyma: Hastalanırsa sorarım sana ama bunun hesabını
-Ayşe: Aaa karışma benim güzel şefime, ben kontrollü tadıyorum
Dilek git sen bir tabakta annene getir
Dilek Mutfağa gidince Ayşe kızı Şeyma'ya döner
-Ayşe: Karışma bu kıza bu kadar, yakında evlenecek,
kocasına yapar güzel güzel tatlılar, yemekler
şef olmak için o kadar yıl okudu, kırma hevesini
-Şeyma: Anne evliliğe sıcak bakmıyor biliyorsun
kaç kişi ile görüştürmeye çalıştık hepsine bahane buldu
yada beğenmedi biliyorsun
-Ayşe: Sen o işi artık bana bırak, ben onun beğeneceği
birini çıkaracağım karşısına
-Şeyma: Nasıl? aklında biri mi var yoksa?
-Ayşe: Şiiit sonra konuşuruz, Dilek geliyor
Ertesi gün...
Emre babannesinin ısrarı üzerine beraber etilerdeki
restorana giderler, babaanne torun güzel bir kahvaltı
yaparlar ve Emre bir yandan da müdür olarak işini yapar
öğlenden sonra Behiye babaanne ahretliği Ayşe ile
Restoranda buluşur, Ayşe anneanne ise Behiye babaanne ile
planladıkları gibi yanında Dilek ile gelmiştir
-Behiye: Ah ne çok özlemişim seni ahretliğim, dur bakim
bu güzel kız yoksa senin torunun mu?
-Ayşe: Uzaklara taşındınız görüşemez olduk ahretliğim
kısmet bugüneymiş, evet torunum Dilek
-Dilek: Anneannem sürekli sizden bahsediyordu,
anılarınızı anlatırdı bana, sizinle tanıştığıma
çok mutlu oldum Behiye hanım
-Behiye: Hem güzel, hem saygılı, maşallah
Behiye Garsonu çağırır
-Garson: Müdür bey nerede? misafirlerim geldi
neden gelip bir selam vermiyor? hemen müdürü çağır bana evladım
Bir süre sonra Emre gelir
-Emre: Buyrun beni arzu etmişsiniz ana-
pardon efendim
-Behiye: Size özel misafirlerim olduğunu söyledim ve müdür
olarak yaptığınız tek şey odanızda oturmak mı?
Kovulmak mı istiyorsunuz?
-Emre: Çok afedersiniz efendim, emrinizdeyim buyrun
-Behiye: Hemen yanıma otur
Dilek ne olduğunu anlamaz ama karşısında güzel gözlü
oldukça yakışıklı bir adam vardır
-Behiye: Tanıştırayım, buda benim torunum Emre,
buranın yeni müdürü, Emrecim hanımlarda Ahretliğim Ayşe
ve dünya güzeli torunu Dilek
-Emre: Memnun oldum efendim, babaannem sizden çok bahsetti,
(Dilek'e) sizde hoş geldiniz
Emre ve Dilek birbirleri ile direk konuşmazlar
ve anneanne ve babaannelerinin sohbetine ara ara katılırlar
bir süre sonra bir masada ses yükselir
garson gelir durumu Emre'ye anlatır
Sosyal medya fenomeni biri çekim yaparken sipariş
ettiği tremisu tatlısının tuzlu olduğunu iddea ediyor
ve bu restorana kimsenin gelmemesi için restoranı
kötüleyeceğini söylüyordur, Emre sosyal medya fenomeni
kadını sakinleştirmeye çalışır ama pek başarılı olamaz
-Emre: Kusura bakmayın, bu işi çözmem lazım, babaanne istersen
seni eve bırakayım
-Behiye: Sorun ne?
Emre üstü kapalı babaannesine olanı anlatır
-Behiye: Tatlıdan sorumlu şefe ulaşamıyor musun?
-Emre: Hayır ama bunun bedeli ağır olacak,
şimdilik bugünlük restoranı kapatıyorum çünkü bir kaç kişiden
daha aynı şikeyet geldi, şeker yerine tuz koymuş
-Ayşe: Aslında, restoranı kapatmana gerek yok, bu işi çok kolay
çözebilecek biri var Emre oğlum
-Emre: Nasıl? kim?
-Dilek: Anneanne, karışmasam daha iyi
-Ayşe: Bu senin için çocuk oyuncağı Dilek, hadi kızım
-Emre: Buna gerek yok, ben halledebilirim
-Behiye: Bende rica ediyorum Dilek kızım
-Dilek: Mutfak ne tarafta?
-Emre: Ne? Ama-
-Behiye: Ben izin verdim, mutfak şu kapının arkası Dilek
Dilek Mutfağa girer kolları sıvar mutfak personelinden
malzemeleri ister
-Emre: Şuan tam olarak ne yapıyorsunuz?
-Dilek: Kaleminizi alabilir miyim?
Emre şaşkınlıkla Dilek'i izler, kalemini Dilek'e verir
Dilek saçını toplar
-Dilek: Tremisu, bana sadece 20 dakika verin
-Emre: Tremisu öyle hemen yapılıp servis edilecek birşey değil,
soğuma süresi vs var
-Dilek: Siz gidip müşteriyi oyalamaya çalışın isterseniz
herkes kendi işini yaparsa...
-Emre: Umarın restoranı komple kapatmak zorunda kalmayız
Dilek söylediği gibi farklı bir teknik ve sunum ile
tremisudan şikayet eden müşterilere tatlıyı ikram eder
tatlının tadına bakan müşteriler oldukça beğenirler
sosyal medya fenomeni ise adeta bayılır ve hemen bunu
videoya çeker, herkese bu mekanın tremisusunun lezzetli olduğunu
mutlaka denemeleri gerektiğini söyler
Dilek masaya döner, Emre de peşinden gider
-Ayşe: Aferin kızıma
-Behiye: Garson, evladım o tremisudan bizede getir lütfen
-Emre: Ana kraliçem sen yemesen daha iyi
-Dilek: Bence dokunmaz ama Anneanne sende yeme bence
sonra hastalanırsın
-Behiye: Ben denemek istiyorum
-Ayşe: Bende
-Dilek ve Emre aynı anda: Olmaz
-Behiye: Tamam ama bir şartla yemeyiz, bizim yerimize
siz tadına bakacaksınız
-Dilek: Olur
-Emre: Olmaz
-Dilek: Merak etmeyin zehirlenmezsiniz
-Emre: Ben bir müşterilerle ilgileneyim müsaadenizle
-Behiye: Siz onun kusuruna bakmayın, aslında Emre
gerçekten tatlı yiyemiyor
-Ayşe: Neden?
-Behiye: Küçükken bir zehirlenme yaşadı, o zamandan beri
ağzına tatlı sürmez, bazen ben zorluyorum ama yiyemiyor
-Dilek: Ben, bilmiyordum çok üzgünüm Behiye hanım
Dilek'in gözleri Emre'yi arar, yarasına tuz bastığı için
kendisini kötü hisseder, özür dilemek ister ama Emre
ortalıkta görünmez
Lavaboya gider gitmez hanımlar torunları hakkında konuşur
-Ayşe: Ne diyorsun Behiye, sende olur mu bunlardan?
-Behiye: Sen bana güven ahretliğim, plan işliyor,
benim sıpa, senin saygılı hanım hanımcık üstelik marifetli prenses
gibisini nereden bulacak, Dilek onun evlilikle ilgili
düşüncesini değiştirecek eminim
-Ayşe: Aa Emre'ye haksızlık etme, o da oldukça saygılı
ve efendi, yakışıklı çocuk, umarım Dilek'inde evlilikle
ilgili düşüncesi değişir, yoksa turşusunu kuracağız biz bunların
-Behiye: Hahahaha alemsin ahretliğim, ee Şeyma kızım nasıl?
Dilek'in ağzından...
Bilmeden bir pot kırmıştım ve Emre masadan hem kızgın hem üzgün
bir şekilde kalktı, babaannesi durumu anlatınca kendimi kötü
hissettim ve gözlerim onu aradı, lavobaya gitme bahanesi ile
masadan kalktım ve kapısında Müdür yazan odanın önüne geldim
kapı aralıktı ve Emre sinirli bir şekilde telefonla konuşuyordu
konuşmasının sonuna kulak misafiri oldum
-Emre: Ne demek başka istifa ettim başka şef bulun,
seni buna pişman ederim, hemen işe dönüyorsun, alo alo
Allah kahretsin, Alo Cihan, hemen Şef Cahit Akman hakkında
suç duyurusunda bulunuyorsun ve yasal işlem başlatıyoruz
akşam buluşup detayları anlatırım
Emre'nin ağzından...
Telefonla konuşmam bittiğinde kapı çalındı
ve o sitres ile sesim yüksek çıktı
-Emre: NE VAR!
Karşımda saçları kalemimle toplanmış ama bunun farkında
olmayan mahçup bir kız vardı
-Dilek: Müsaitseniz-
-Emre: Şuan çok yanlış bir zaman lütfen çık odamdan
-Dilek: Ben sadece-
-Emre: anlatamadım galiba işim başımdan aşkın, çık odamdan
Dilek üzgün bir şekilde çıkar ve masaya döner, acil işi çıktığını
gitmesi gerektiğini söyler, anneannesi ahretliği ile daha da sohbet
edeceğini söyler ve kalır
Emre masaya döndüğünde Dilek'i göremez, Ayşe hanım
işi çıktığını ve gittiğini söyler, Behiye ve Emre
Ayşe'yi eve bırakırlar, Katlı balkonu ve şirin bahçesi olan
Ahşaptan bir evde oturuyorlardır
-Behiye: Gelmişken Şeyma'yı da bir göreyim
-Ayşe: Tabiki ahretliğim buyrun
-Emre: Ben burada bekleyeyim babaanne
-Ayşe: Olmaz öyle şey evladım, dışarısı soğuk, gel bir
çayımızı iç, için ısınır
Emre ve Behiye eve girerler, çaylarını içerken
Ayşe Dilek'i sorar
-Ayşe: Dilek hala gelmedi mi Şeyma?
-Şeyma: Yok anne, dükkandaymış hala
-Behiye: Ne dükkanı?
-Şeyma: Aslında Dilek yurtdışında şeflik eğitimini
tamamladıktan sonra butik bir tatlıcı açtı
-Ayşe: Rahmetli babasının şirketini devralmak istemedi,
butik tatlıcısı yerine daha güzel büyük bir tatlı dükkanı
aç dedik hatta iyi teklifler aldı ünlü şeflerden ama
kabul etmedi, butik tatlı dükkanı şuan tadilatta
fakat hergün orada vakit geçiriyor
-Behiye: Maşallah maşallah
-Şeyma: Aslında epeyde geç oldu, nerede kaldı bu kız?
telefonuda kapalı, anne başına bir şey gelmiş olmasın
-Ayşe: Hemen telaş etme, gelir, heh bak geldi bile
-Şeyma: Dilek saat kaç?
-Dilek: Anne! Behiye hanım-
-Şeyma: Saat kaç?
-Dilek: 11, geç kaldım evet ama-
-Ayşe: Tamam uzatma Şeyma, misafirlerimiz var
Emre ara ara çaktırmadan Dilek'e baksada Dilek ona
bakmıyordur, Dilek her ne kadar Emre'ye bakmasa da
ona bir özür borçlu olduğunu biliyordur
Ertesi gün...
Dilek tüm gece uyuyamaz ve elinde Emre'den aldığı ve vermeyi
unuttuğu kalemi ile düşüncelere dalar ve bir karar verir
sabah hazırlanır kahvaltısını yapar ve elinde bir kaç kağıt ile
Kaya Restoranına gider, Emre'nin kapısını çalar içeri girer
-Dilek: Günaydın Emre bey, dünden bugüne tatlı şefi bulabildiniz mi?
-Emre: Günaydın da sizin burada ne işiniz var?
-Dilek: Şef arıyor musunuz hala?
-Emre: Evet de-
-Dilek: O halde buldunuz artık, buyrun CV'm ve belgelerim
-Emre: Cidden ne yapmaya çalışıyorsunuz?
-Dilek: Özür dilemeye, kendimi affettirmeye çalışıyorum
-Emre: Buna gerek yok
-Dilek: Dün için gerçekten özür dilerim, bilmiyordum
-Emre: Önemli değil, aslında bende-
-Dilek: Dükkanım tadilatta, ve boş oturmayı sevenlerden
değilim, sizinde tatlı şefine ihtiyacınız var,
ve tadilat bitene kadar, geçiçi olarak size yardım edebilirim
-Emre: Peki kabul edersem, diğer şef gibi kaçıp gitmeyeceğinizi
nereden bileceğim?
-Dilek: Ben işimi severek yapanlardanım, sözleşme imzalayabilirim
-Emre: Pekala, o zaman sözleşme yapalım, şu kağıda
istediğiniz miktarı yazın
-Dilek: ücret istemiyorum, karşılığında başka bir şey istiyorum
-Emre: Nedir?
-Dilek: Mutfağım tadilatta, evin mutfağınıda işgal ettiğim için
annem köpürüyor, mesai bitiminde mutfağı kullanmama izin vereceksiniz
-Emre: Kabul ama sözleşmeye belirlediğim ücreti alacaksınız
anca öyle kabul ederim
Devamı Gelecek...
---
2.BÖLÜM...
Dilek'in ağzından...
Sözleşme şartlarını kabul edip Kaya restoranda çalışmaya
başlayalı 2 hafta oldu, ve mutfak ekibi benden
hiç haz etmedikleri gibi şeflerinin işi bırakmasına
benim sebep olduğumu düşünüyorlardı, Emre'ye fark ettirmeden
neredeyse tatlı menüsünün hepsini tek başıma hazırlıyorum,
akşam her zamanki gibi mutfağı kapattıktan sonra
personel gidince yeni tarifler denemeye koyuldum
Emre'nin ağzından...
Cüzdanımı restoranda unuttuğum için restorana geri döndüm
mutfaktan sesler geldiğini görünce oraya yöneldim,
Dilek konsantra olmuş bir şekilde yeni bir şeyler deniyordu,
bir süre kapının kenarından onu izledim, şef kebinin altından
inatla çıkan ve yüzüne düşen saçını düzelltmeye çalışırken
yüzü hep un oldu, o hali beni tebessüm ettirdi ve
yanına gidip o dertten onu kurtarmak istedim
-Emre: Yardım etmemi ister misiniz?
-Dilek: Emre bey, ödümü kopardınız, siz gitmemiş miydiniz?
-Emre: Cüzdanımı unuttuğum için geri döndüm, de asıl siz
neden hala gitmediniz?
-Dilek: Gördüğünüz gibi Tarif deniyorum
Emre Dilek'in önüne gelen ve onu rahatsız eden saçını düzeltir
bir adım geri çekilir
-Dilek: Te- Teşekkür ederim
-Emre: Rica ederim, nedir bu yaptığınız?
-Dilek: Vişneli yaban mersinli diyet kek
-Emre: Hmm güzel kokuyor, peki saat 10 olmuş, yemek yediniz dimi?
-Dilek: Henüz fırsat bulamadım, eve gidince yerim
-Emre: Anlaşıldı, spagetti sever misiniz?
-Dilek: Severim de ne yapıyorsunuz şuan?
Emre ceketini çıkartır, gömleğinin kollarını kıvırır
ve 2 kişilik spagetti yaparken Dilek hayran hayran onu izler
Emre oldukça yakışıklı ve karizmatiktir, spor yaptığı için de
kol kasları ve vücudu oldukça fittir,
Emre ona bakmak için başını çevirdiğinde ise eli ayağına dolanır
ve elindeki tabağı düşürür ve paramparça olur,
Emre Dilek'in yanına gider sorun olmadığını söyler
ve Dilek'i oturtur, kendisi süpürür ve makarna ve sosu da hazırlar
-Emre: Evet hazır, deneyin bakalım nasıl?
-Dilek: Hmm Emre bey bu çok lezzetli olmuş, sosundaki taze
fesleyen çok yakışmış, elinize sağlık
-Emre: Afiyet olsun
-Dilek: Keşke sizde benim bu yaptığımı tadabilseniz
-Emre: Belki bir gün, hadi yiyin soğutmadan,
personelden memnun musunuz?
-Dilek: Hı hı
O sırada Dilek'in annesi Şeyma arar
-Dilek: Efendim anne?
-Şeyma: Saat kaç oldu gelmiyor musun hala?
-Dilek: Restorandayım, biraz sonra çıkacağım anne
-Şeyma: Tamam çok geç kalma, yanlız mısın?
-Dilek: Hayır, Emre bey var
-Şeyma: Tamam selam söyle, geç kalma
-Dilek: annemin size selamı var, şurayı toplayıp çıkmam lazım
-Emre: Aleykümselam, beraber halledelim, sizi eve bırakırım ben
-Dilek: Siz zahmet etmeyin, ben hallederim ve evime kendim gidebilirim
-Emre: Elbette gidebilirsiniz ama rica ediyorum, ben bırakayım sizi
ayrıca ana kraliçem duyarsa dilinden kurtulamam :D
-Dilek: Biliyor musunuz bende anneanneme aslında hep Sultanım derim,
küçüklüğümden beri, sizinde babaannenize ana kraliçe diye hitap
ettiğinizi duyunca şaşırmıştım
-Emre: Aslında küçüklükten beri benim her zaman arkamda olan
her şeyde destekçim olan babannemdir, az kurtarmadı beni anne babamın
elinden :D babaanneme öyle hitap etmemin sebebi hem onun hoşuna gitmesi
hemde evde onun sözünün geçmesi, ve onu çok sevdiğimden tabiki
-Dilek: Çok güzel bir ilişkiniz var babaanne torun
-Emre: Gördüğüm kadarı ile aynı şey sizin içinde geçerli
Emre Dilek'e yardım eder ve mutfağı hem sohbet ederler hem toplarlar
sonrada Emre onu evine bırakır ve o da kendi evine gider
Behiye hanım salonda oturuyordur
-Emre: Ana kraliçem sen daha uyumadın mı?
-Behiye: Uyumadım, tesbih çekiyordum, sen nerelerdeydin?
-Emre: Restorandaydım
-Behiye: Restoranın kapanma saati çoktan geçmedi mi peki hayta?
-Emre: Nereye varmaya çalışıyorsun ana kraliçem söyle hadi
-Behiye: Bir yere varmaya çalışmıyorum paşam, ama bu akşam
biraz farklı gibisin gibi geldi bana, neyse ne yaptın restoranda?
yemek saatini kaçırdın, bir şeyler hazırlatayım mı sana?
-Emre: Yok ben restoranda yedim, yarın sabah 2 kat daha kalori
yakmam gerekicek
-Behiye: Neden? ne yedin o kadar?
-Emre: makarna, biliyorsun Ayşe teyzenin torunu geçiçi olarak
bizim restoranda çalışıyor, akşamları restoran kapandığında
mutfağı kullanma izni var, bu akşam da
cüzdanımı unuttuğum için restorana geri döndüğümde çalıştığını
gördüm, henüz yemek yemediğini öğrenince makarna yaptım,
yalnız yemek istemez diye de ona eşlik ettim
-Behiye: Aferin benim paşama, peki eve nasıl gitti?
-Emre: Merak etme ana kraliçem kendisini sağ sağlim
evine bıraktım, öyle geldim
-Behiye: Aferin, yalnız bırakma onu, bu saatte kim arıyor?
Dilek mi yoksa?
-Emre: Babanne, senin uykun gelmedi mi hala?
ayrıca arayan Cihan
-Behiye: Tamam tamam hadi sen rahat konuş ben odama gidiyorum,
o haytaya da söyle bir ara yemeğe gelsin, yüzüne hasret kaldık
gönül koyacağım artık
-Emre: Duydun mu Ana kraliçeyi Cihan?
-Cihan: Duydum, en kısa zamanda geleceğim Behiye Sultan
-Emre: Allah rahatlık versin ana kraliçem, sen neden aramıştın
kardeşim? bir gelişme mi var?
-Cihan: Var kardeşim yarın restorana geleceğim, yüz yüze
anlatmam lazım, haberler pek iyi sayılmaz.
Ertesi gün... Kaya Restoran...
Dilek'in ağzından...
yaptığım tatlıların sürekli mutfak personeli tarafından
sabote edilmesi beni sonunda çileden çıkardı ve
peroneli azarlayıp hava alıp sinirimin geçmesi için
restoranın bahçesine çıktım
Emre'nin ağzından...
Mutfaktaki bağırma sesi tüm restoranı inletip müşterileri
rahatsız ettiği için hemen olaya müdehale etmek için
mutfağa gittim ve personel Dilek'in birden bağırmaya
başladığını ne olduğunu anlamadıklarını söylediler,
Dilek'i ararken bahçede görüp yanına gittim
-Emre: Dilek hanım siz ne yaptığınızı sanıyorsunuz?
-Dilek: Ne yapmışım?
-Emre: Burası seçkin bir restoran, burada öyle sesinizi yükseltemezsiniz
-Dilek: Peki o hale nasıl geldiğimi personelinize sordunuz mu?
-Emre: Evet sordum, ve peronelime iyi davranmanızı öneririm,
dediğim gibi burası seçkin bir restoran, mahalle restoranlarına
benzemez
Emre'nin son söylediği Dilek'in çok ağrına gitmiştir
-Dilek: Bir an önce yeni bir şef bulun ki, bende mahalle restoranlarına
geri döneyim, elit restoranınıza zarar gelmesin
Dilek arkasını döner ve mutfağa gider her şeyi baştan yapmaya başlar,
işini bitirir ve Emre'ye haber vermeden işi bitince çıkar,
tadilattaki butik pastanesine gider
Emre ise Cihan ile toplantısı bittikten sonra
çıkmadan mutfağa uğrar ve Dilek'i göremeyince
personelden çıktığını öğrenir,
-Cihan: Yeni bir mekan açılmış hadi oraya akalım
-Emre: Yok ya keyfim yok pek
-Cihan: Tamam işte keyfini yerine getirir, hadi hadi yürü
-Emre: Tamam ama çok kalmam
Emre yaptığı eşşekliği ve Dilek'in tavrını aklından çıkaramıyordur
-Cihan: Beğenmedin mi mekanı? Aloo kime diyorum
-Emre: Kusura bakma kardeşim bugün pek havamda değilim
-Cihan: Ne oldu? anlat da çözelim havan yerine gelsin
-Emre: Boşver, ben gidiyorum, sen takıl bana aldırma,
sonra görüşürüz
2 Gün sonra...
Dilek sabah erkenden gelip işini yapıp erkenden de çıkıyordur
akşamları mutfağı kullanmayı bırakmıştır
Emre Dilek'in 2 gündür onun yüzüne bile bakmadan işini yapıp
akşam mutfağı kullanmaması canını sıkıyordur,
sahi Emreye ne oluyordu, eskiden olsa umursamaz, böyle bir olay
olsa anında o şefi kovar, kimsenin gözünün yaşına bakmazdı,
ama konu Dilek olunca tereddüt ediyordu, bu kızda ne vardı ki
onun yüzüne bile bakmaması canını bu kadar çok sıkmaya başlamıştı
-Behiye: Paşamın canını sıkan bir şey mi var?
-Emre: Yok, ne olabilir ki babaanne, yorgunum biraz
-Behiye: Emin misin? yüzün hiç öyle demiyor
-Emre: Biraz dinlenirsem geçer, merak etme, odama çıkıyorum
iyi geceler babaanne
Behiye hanım Emre gider gitmez Dilek'in anneannesi Ayşe hanımı arar
-Behiye: Ahretliğim senin cehpede durum ne?
var mı bir değişiklik Dilek'te?
-Ayşe: 2 gündür keyfi pek yok, restorana gidiyor, sonrasında
butik pastanesine gidiyor, geç saatlere kadar orada kalıyor,
biraz bizimle oturuyor ama hep dalıp dalıp gidiyor
Emre nasıl?
-Behiye: Emre'ninde 2 gündür keyfi yok, yorgunum falan diyor ama
bunların arasında bir şey geçmiş
-Ayşe: Öyle mi diyorsun ahretliğim? ne yapacağız peki?
-Behiye: Kendi hallerine bırakmayacağız ama müdehale de
etmeyeceğiz
-Ayşe: Nasıl?
-Behiye: Şöyle yapacağız...
Devam Edecek...
-------------
3.BÖLÜM...
Ertesi gün...
Emre gelmeden önce Dilek erkenden tatlıları hallederken
yine mutfak personelin sabotajı ile karşılaşır
önce ağız dalaşı yaparlar sonrada kadın personelden biri
Dilek'e tokat atar, Dilek de tam karşılık verdiği sırada
Emre gelir ve öfkeyle Dilek'e bakar
-Emre: Ne oluyor burada?
-Tokat yiyen Sude: Dilek şef birden tokat attı Emre bey
ne olduğunu anlamadım bile, ben ne yanlış yaptım size Dilek şef
-Emre: Öyle mi oldu? (mutfak ekibine sorar)
-Ekipten bir kaç kişi: Evet Emre bey
-Emre: Siz işinize dönün, Dilek hanım sizde odama gelin HEMEN
-Dilek: Buyrun
-Emre: Yo yo siz buyrun, sizin sorununuz ne?
personelime neden tokat attınız?
-Dilek: Cidden yoruldum bu durumdan, kendimi açıklamaya
çalışmaktan, Yeni bir şef bulana kadar sabredecektim ama
benden bu kadar Emre bey, yeter artık
-Emre: Ne! buda ne demek şimdi
-Dilek: Şeflerine saygısı olmayan bir ekiple çalışamam demek
istifa ediyorum, anlaşmayı tek taraflı fes ediyorum
mutlu olun, artık ben yokum
Dilek kapıyı çarpıp çıkarken Cihan girer
-Cihan: Oww kasırga vurmuş burayı, kim bu güzellik
-Emre: Sana bahsettiğim yeni şef, babaannemin arkadaşının torunu
-Cihan: Öyle mi? bekar mı?
-Emre: Cihaaan
-Cihan: Tamam tamam, sorun ne? ne oldu?
-Emre: Bişeyler yanlış gidiyor, personel ile geçinemiyor
bugün de personele tokat atmış, çekip gitti şimdide
-Cihan: Sen üzüldün mü yoksa gittiği için
-Emre: Ne üzüleceğim ya, yeni bir şef bulmam lazım acil
-Cihan: Senin bu kızla sözleşmen yokmuydu? öyle gitmesine
izin mi vereceksin?
-Emre: Onu sonra düşüneceğim, sen neden geldin?
bir gelişme mi var?
-Cihan: Personelinde bir köstebek olabilir
-Emre: Nasıl?
-Cihan: Senin şu kaçak şef Cahit Akman,
rakip firmada çalışmaya başlayınca
burada seni bitirmek için zarara sokmak için sabotaj yapmaya
başlamış olabilir, ulaştığım bilgiler bu yönde
-Emre: Yani Dilek haklı olabilir diyorsun
-Cihan: Köstebek Dilek'de olabilir
-Emre: Hayır o değil
-Cihan: Bu kadar eminsin, hmm kardeşim, sana neler oluyor
eskiden böyle değildin, herkes senin gözünde şüpheli olurdu
-Emre: Senin baroda işin falan yok mu?
git dosyalarını incele, dava falan çöz hadi
işim var benim
Kapı çalar ve temizlik görevlisi Yasemin abla içeri girer
-Yasemin: Emre bey müsait misiniz?
-Emre: İçeri gelin Yasemin hanım, görüşürüz Cihan
-Yasemin: Şey Emre bey, bir maruzatım vardı
-Emre: Oturun lütfen, sizi dinliyorum
-Yasemin: Dilek şefi yanlış anladınız, ben her şeyi gördüm
hatta videoya çektim bakın,
Dilek şef geldiği günden beri her şeyi tek başına yapıyor,
personel ona yardım etmek yerine sürekli engel oluyorlar,
bugün de yine menüyü hazırlarken personel onu kışkırtmaya
çalıştı ve menüdeki malzemeleri çöpe attılar,
Bunu neden yaptığını Dilek şef sorunca Sude hanım ona tokat attı
ve Dilek şef ona karşılık verdi, yani bunu başlatan
Sude hanımdı, bunları size anlatıp anlatmamakta kararsız kaldım ama
-Emre: Tamam Yasemin hanım siz işinize dönebilirsiniz,
bunları bana anlattığınızı kimseye söylemeyin
gerisi ile ben ilgileneceğim
Emre mutfağa gider perseoneli toplar
-Emre: Artık Dilek şef yok, tüm menüyü
siz hazırlayacaksınız, soru sormak yok, herkes işine
Dilek Hızlı hızlı yürürken telefonu çalar
arayan en yakın arkadaşı Elif'tir
Dilek Elif ile dertleşirken kendi dükkanına gider
telefon konuşması bitince de Emre onu aramaya devam eder
ama telefonunu açmaz, akşam olur evine gider
-Şeyma: Dilek hadi sofra hazır, elini yüzünü yıka yemeye gel hemen
-Dilek: Tamam anne
-Şeyma: Ne oldu yine bu kıza, bugün yüzü sirke satıyor
-Ayşe: Yarın ben onun keyfini yerine getireceğim
-Şeyma: Aklında ne var anne?
-Ayşe: Behiye yazlığına davet etti, hep birlikte
oraya gideceğiz, Dilek içinde bir değişiklik olur
-Şeyma: Siz yine bir plan peşindesiniz ya hayır olsun bakalım,
ama ben gelemem
-Dilek: Nereye gelemezsin anne?
-Ayşe: Yarın bir arkadaşım bizi yazlığına davet etti,
bende çok sıkıldım evde, ızgara balık falan yapacağız,
orman havası da iyi gelir, ama annen gelmiyor
-Dilek: Neden? ayrıca bende gelemem
-Şeyma: Yarın hafta sonu, Ay ben kıyı köşe temizlik yapacağım
ayağımın altında dolanmayın, hiç bir yere gidemem
anneanneni de yalnız gönderemeyiz
-Ayşe: Dilek kırma anneanneni gel hadi beraber gidelim
-Dilek: Ben sultanımı hiç kırar mıyım, tamam anneanne torun
gezelim yarın, ama kendini yormak yok tamam
Behiye hanım Emre ile salonda otururken Emre'nin dalgın olduğunu görür
-Behiye: Emre, oğlum bugün kötü bir şey mi oldu?
baban yada annen canını sıkacak bir şey mi dedi yoksa?
-Emre: Yok babaanne iş güç meseleleri işte
-Behiye: İş güç seni de bunaltmış bak ne diyeceğim,
yarın sapancadaki yazlığa gidelim, şöyle babaanne torun
ızgara balık keyfi yapalım ne dersin?
-Emre: Restoran ne olacak ana kraliçe?
-Behiye: Aman restoran bir günde batmaz merak etme,
hadi hadi yarın gidiyoruz, erken yat sende, iyi geceler
-Emre: İyi geceler babaanne, uyku tutarsa tabi uyurum
Dediği gibi Emre'yi o gece uyku tutmaz ve sabah erkenden yola
koyulurlar, aynı şekilde Dilek ve anneannesi de ayrı ayrı
giderler, Emre markete ve balıkçıya uğrar alışverişi yapar
ve yola devam ederler, sapancaya ilk varan Emre ve Behiye olur
-Emre: Babaanne yardımcılar nerede?
-Behiye: Dün evi temizlediler bugün yarın izinliler,
ah geldiler sonunda
-Emre: Birini mi bekliyorduk?
-Behiye: Sana söylemeyi unuttum bak, Ahretliğimi ve Dilek'i de
davet etmiştim
-Emre: Ne! Dilek mi?
Emre hemen üstünü başını düzeltir saçını düzeltir
Dilek karşısında Behiye hanımı ve Emre'yi görünce anneannesine döner
-Dilek: Anneannecim, bana söylemek istediğin ama söylemediğin
bir şey var mı?
-Ayşe: E söyledim ya kızım, arkadaşım davet etti diye
-Behiye: Hoş geldiniz ahretliğim
-Ayşe: Hoş bulduk ahretliğim, buranın havası ne güzelmiş böyle
-Emre: Hoş geldiniz Ayşe teyze, Dilek hanım
-Ayşe: Hoş bulduk Emre evladım
-Behiye: Dilek kızım geçsene şöyle ayakta kaldın,
biraz soluklanalım etrafta biraz yürüyüş yapalım seninle Ahretliğim
Emre çocuğum sende Dilek'e etrafı gezdir istersen
-Emre: Olur
-Dilek: Olmaz, gerek yok yani ben böyle iyiyim Behiye teyze
hatta ben biraz yürüyüş yapayım darlandım çünkü
-Behiye: Emre, yalnız bırakma hadi oğlum
Emre Dilek'in peşinden gider
-Dilek: Gelmeyin peşimden
-Emre: Bayıldığımdan değil babaannem istedi
ayrıca benim telefonlarıma neden cevap verilmiyor dünden beri
-Dilek: Pardon, size hatırlatırım, sözleşmeyi fes etmiştim dün
-Emre: O fes geçerli değil, onu bi geçelim de, beni bir dinlermisiniz
-Dilek: Siz beni dinliyor muydunuz? hayır, o yüzden lütfen rahat bırakın
beni Emre bey
-Emre: Konuşmamız lazım, Dilek hanım, Dilek dur, Özür dilerim
Dilek bir anda durur arkasını döner
-Emre: Özür dilerim, her şeyi öğrendim ve sizi dinlemediğim için
hatalıyım, bir daha olmayacak böyle bir şey
lütfen affedin beni
-Dilek: Nasıl oldu bu? nasıl öğrendiniz?
-Emre: Temizlik görevlisi Yasemin hanım, her şeyi anlattı
neden bana daha önce söylemediniz?
-Dilek: Söyleseydim dinleyecekmiydiniz?
-Emre: Aslında başka bir durum var, onu çözmeye çalışıyorum
O esnada onlara bakmaya çıkan Behiye babaanne ve Ayşe anneanne
onların muhabbet etmesinden pek bir mutlulardır
-Ayşe: Aralarında ne oldu bilmiyorum ama bizim kız biraz ketumdur
ne dersin Behiye, Emre ile olacaklar mı dersin?
-Behiye: Emre bugüne kadar hiç bir kızın peşinden gitmedi,
hep kızlar onun peşinden koştu, Dilek'in arkasından gitmesi
bu bir ilk
-Dilek: Soruma cevap vermediniz, anlatsaydım dinleyecek miydiniz?
tamam ben cevabımı aldım, geri dönelim Behiye teyze ve anneannem
merak etmiştir
-Behiye: Ah burada mıydınız çocuklar
-Ayşe: Bizde etrafı geziyorduk, temiz hava acıktırdı
-Dilek: Geldim anneanne
-Emre: Geliyorum babaanne
-Ayşe: Salatayı ben yapayım
-Behiye: Olmaz ahretliğim, siz dinlenin, Emre ile ben çabucak
hazırlarız
-Dilek: Olmaz, siz iki hanım şuraya güzelce oturuyorsunuz
ve bu temiz havanın tadını çıkartıyorsunuz,
gerisini ben hallederim
-Emre: Beraber hallederiz, balıkları ben halledeceğim zaten
siz salatayı yapabilirseniz...
-Ayşe: Siz ikiniz, neden sizli bizli konuşuyorsunuz hala?
-Behiye: Emre?
-Ayşe: Dilek? cevap vermeyecek misin?
-Emre: Aslında-
-Dilek: Böyle iyi, Emre bey benim patronum-du, artık değil,
sınırı aşmamayacağım
-Behiye: Emre Emir Kaya, otur hemen karşıma
Dilek sende otur kızım
Behiye hanım Emre'nin tam adını söylediyse gerçekten
kızmıştır ve Emre bunu çok iyi biliyordur,
diretmeden, kaçmadan sesizce babaannesinin karşısına oturur
Dilek de yan sandalyeye oturur
-Behiye: Dilek kızımı üzecek ne yaptın?
sana soruyorum Emre Emir Kaya
-Ayşe: Behiye sakin ol
-Behiye: Dilek kızım, Emre seni üzecek ne yaptı?
-Emre: Babaanne ben aslında-
-Dilek: Bir şey yapmadı, aslında zamanımın çoğunu Kaya restoranda
harcıyorum, kendi dükkanımdaki tadilat işleri ile ilgilenemiyorum
bu yüzden ayrılma kararı aldım, Emre beyin bir suçu yok
-Behiye: Öyle mi Emre?
-Emre: Aslında Dilek hanımı istemeyerek biraz kırdım ve özür diledim
-Behiye: Dilek doğru mu?
-Dilek: Büyütülecek bir şey değil, ben mutfağa geçiyorum
Mutfak neredeydi?
Emre Dilek'i mutfağa götürür, her şeyin yerini gösterir
kendide ızgarayı yakar
-Behiye: Ahretliğim bu ikisine inancım biraz daha arttı
-Ayşe: Hayırdır?
-Behiye: Emre asla kendi isteği ile kimseden özür dilemez,
bir keresinde lisedeyken arkadaşı ile kavga etmiş ve çocuğun
çenesini kırmıştı, ve özür dilemeyi reddetmiş, okuldan aradılar,
okula gidip zorla özür diletmiştim, sebebini sonradan öğrendim,
arkadaşı Emre'ye zorbalık etmeye kalkmış, o da dayanamamış
çocuğun çenesini kırmış
Dilek salata yapmayı bitirince, güzelce sofrayı kurarken
Emre bir anlık dalgınlıkla elini yakar, Dilek bunu görür
hemen yanına gider, elini tutar, yanan yeri kontrol etmek ister
-Dilek: Emre bey iyi misiniz?
hemen soğuk suya tutmanız lazım, gelin benimle
Dilek'in bu tavrı, onun için endişelenmiş olması Emre'yi gülümsetir
-Dilek: Siz soğuk suya tutmaya devam edin elinizi, ben krem bulmaya
çalışayım
Emre Dilek'i durdurur, elini kısa bir süre tutar bırakır
-Emre: Ben iyiyim
-Dilek: Nasıl iyisiniz, eliniz kıpkırmızı, canınız yanıyordur
-Emre: Benim için endişeleniyor musun?
-Dilek: Neden endişeleneyim, balıklar için endişeliyim
-Emre: Peki az önce babaannemin önünde beni neden korudunuz?
-Dilek: Behiye teyzeyi üzmek istemedim
-Emre: Öyle olsun bakalım, ben gideyim de endişelendiğiniz balıklar
yanmasın
-Ayşe: Emre iyi misin evladım?
-Emre: İyiyim Ayşe teyze
Yemek yenirken Emre'nin canı yandığı ara ara yüzünden belli
olduğu için, Dilek'in bir gözü istemsizce Emre'nin üstündedir,
yemek bittikten sonra Dilek ve Emre sofrayı kaldırır
Dilek Bulaşıkları makinaya atar sonrasında çantasından
yanık kremi alır ve Mutfakta çay koymaya kalkan Emre'ye uzatır
-Emre: Bu ne?
-Dilek: Cool davranmayı bir süre bırakın, canınız yanıyor belli,
bu yanık kremini sürün
-Emre: Teşekkür ederim
-Dilek: Çayı ben koyayım, siz kreminizi sürün lütfen
İrmik var mı?
-Emre: İrmik? bilmiyorum ki, bayadır gelmedim ve o işlerle
yardımcılar ilgileniyordu,
şu dolaplara bir bakalım, neden lazım?
-Dilek: Balık sonrası helva olmazsa olmazdır,
helva yapacağım çayın yanına
-Emre: Yok sanırım, gidip alayım hemen, başka bir şey lazım mı?
-Dilek: Hayır gitmeyin, yani gerek yok, başka bir şey yapacağım,
siz lütfen elinizle ilgilenin
-Emre: Peki öyle olsun
Dilek un helvası yapar ama şerbetini öyle iyi ayarlar ki
hafif olur ve Emre'de belki yer diye umut eder
ama herkes beğenmesine rağmen Emre yine tatlı yemez
çaylar içilir tatlılar yenir, sohbetler edilir
ve herkes kendine ayrılmış odasına çekilir,
Dilek uyuyamaz, camı açar ama bu onu kesmez ve sessizce
bahçeye iner, çimlerin üzerine oturur ve gökyüzünü izlerken
Emre'nin elinde polar ile gelip Dilek'in sırtına örtmesiyle
Dilek irkilir
-Emre: Korkuttum mu?
-Dilek: Yok boşluğuma geldi
-Emre: Geceleri burası bu mevsimde soğuk olur,
hastalanmayın, Sizide mi uyku tutmadı?
-Dilek: Teşekkür ederim, Ay çok parlak baksanıza
-Emre: Gerçekten öyle
-Dilek: Biliyor musunuz, küçükken Ay'ı izlemeyi,
gökyüzünü izleyip, yıldızları saymayı çok severdim
-Emre: Artık sevmiyor musunuz?
-Dilek: Artık o kadar sevmiyorum,
O zamanlar en sevdiğim şeydi, çünkü babamla izlerdik
neyse, sizin küçükken sevdiğiniz unutamadığınız bir şey var mı?
-Emre: Gülmek yok ama
-Dilek: Siz bir anlatın da
-Emre: Küçükken 6 yaşında falan dünya benim etrafımda dönüyor sanırdım,
bir prens gibi hissederdim, beyaz atım bile vardı,
taaki büyüyüp işleri yavaş yavaş
devralacak eğitimleri alana kadar
Dilek dayanamaz güler, Emre'de onu izler, bu kız neden bu kadar
güzel gülüyordu, onun gülümsemesi kalbinin hızlı atmasına
sebep oluyordu
-Dilek: Çok pardon, tutamadım kendimi, ama şu var
siz bazen gerçekten dünya sizin etrafınızda dönüyormuş gibi
davranmaya devam ediyorsunuz
-Emre: Öyle mi yapıyorum? bu arada kalsanız olmaz mı
retorandan gitmeye kararlı mısınız?
-Dilek: Siz bugün bir sorunla uğraştığınızı söylemiştiniz
nedir o?
-Emre: Eski şefin bir köstebeği olduğunu düşünüyoruz,
onu bulmaya çalışıyorum, sizin şüphelendiğiniz biri var mıydı?
-Dilek: Bilmiyorum kimsenin günahını alamam
-Emre: Neyse yakında bulurum zaten, bu arada sözleşme olsun
yada olmasın, Kaya restoranın kapısı size her zaman açık,
o yaşanılan kötü olaylar içinde tekrar özür dilerim
bir daha yaşanmayacak öyle bir şey
umarım bağışlarsınız beni
-Dilek: Estağfurullah
O sırada Dilek'in telefonu çalar ekranda canım yazıyordur
ve yazının yanında kalp vardır, Yanında oturan Emre
ekrandaki yazıyı görür
-Dilek: Bunu açmam lazım Emre bey, pardon.
-Emre: Gecenin ikisinde arandığınıza göre, acil olmalı,
ben sizi yalnız bırakayım rahat konuşun
-Dilek: Teşekkürler
Emre'nin ağzından...
Ne güzel bir akşam geçirirken gelen arama moralimi bozmuştu
bu saatte arayan o canım kimdi?
Dilek'in canı kim?
yanına kalp koyduğuna göre acaba erkek arkadaşı mı var?
oysa bugün benim için endişelenmesi, beni düşünmesi
hoşuma gitmişti, konuşması için onu bahçede yalnız bıraktım
ve odama çıktım, pencereden onu izledim, gülümsüyordu konuşurken,
gülüşü kalbimin hızlı çarpmasına neden olsada, başka bir adamla
konuşurken gülümsüyor olması sinirimi bozmaya yetiyordu
Devam Edecek...
-------------------------
4.BÖLÜM
Ertesi sabah...
Dilek'in ağzından...
Temiz havanın verdiği huzurla sabah erkenden herkes uyurken kalktım
güzel bir kahvaltı sofrası hazırladım
bir süre sonra Anneannem ve Behiye hanım kalktı
gözlerim Emre'yi aradı belli ki hala uyanmamıştı
-Ayşe: Günaydın güzel torunum, erkencisin
-Dilek: Günaydın sultanım
-Behiye: Güzel kızım neden zahmet ettin, ben hazırlardım
-Dilek: Estağfurullah Behiye hanım ne zahmeti, ayrıca ben buradayken
yakışı kalmaz
-Behiye: Neden bu kadar erken kalktın? yoksa rahat edemedin mi?
-Dilek: Hayır hayır gayet rahat uyudum merak etmeyin,
temiz hava iyi geldi
-Ayşe: Şehrin kalabalığı gürültüsünden insan temiz havaları özler oldu
-Dilek: Şey, Emre bey uyanmadı sanırım
-Behiye: Emre mi, o çoktan uyanmış ormanda koşu yapıyordur,
biz başlayalım, o yetişir sofraya
-Dilek: Tamam, siz geçin sofraya bende çayları getiriyorum
Behiye ve Ayşe sofraya geçerken fısır fısır konuşurlarken
Emre'de gelir
-Dilek: Günaydın Emre bey, kahvaltı hazır buyrun
-Behiye: Bak söylediğim gibi Koşuya gitmiş, Günaydın paşam,
hadi üstünü değiştirip hemen gel kahvaltıya
-Emre: Günaydın babaanne, size de günaydın Ayşe teyze,
yok ben kahvaltı yapmayacağım, bir kaç telefon görüşmem var,
siz devam edin
-Behiye: Emre, birkaç lokma bir şey ye bari, ayıp evladım,
Dilek o kadar hazırlamış
-Emre: Zahmet etmişsiniz Dilek hanım, babaannecim size afiyet olsun,
dediğim gibi bir kaç önemli telefon görüşmem var
Emre odasına çıkar, duşunu alır ve odasında otururken
Kankası Cihan arar bir gelişme olup olmadığını sorar
bir süre konuştuktan sonra Babası Haldun beyden arama gelir...
Dilek belli etmemeye çalışsa da Emre bey'in
ona neden böyle davrandığını düşünüyordur,
Behiye hanım Dilek ile Emre yalnız konuşsun diye
bir tabak hazırlar ve Dilek'ten ricada bulunur
Emre'nin odasına kahvaltı tabağını götürmesini ister
ve istemeden de olsa Emre ile babasının telefon konuşmasına
şahit olur
-Emre: Biliyorum baba, sana halledeceğim dedim
-Haldun: Ne zaman halledeceksin Emre, itibarımız iki paralık olunca mı?
-Emre: Merak etme baba, bunun sorumlularının cezasız bırakmayacağım,
itibarın iki paralık olmayacak, sadece biraz daha zaman lazım
-Haldun: Zaman kalmadı, beni hayal kırıklığına uğratmaya devam etme
güvenimi kırma sakın, bu arada annenin telefonlarını da aç,
bak zor tutuyorum burada onu, her an yanına gelebilir haberin olsun
-Emre: Tamam baba, Anneme söyle bana kör randevu ayarlamayı bıraksın,
öyle açıcam telefonlarını, kör randevulara vaktim yok
-Haldun: Aman aman sakın beni annenle papaz etme, kendin hallet,
babaannenin sağlığı iyi mi?
-Emre: Sağlığı iyi gibi, sapancadayız, arkadaşı ile vakit geçiriyor
keyfi yerinde
-Haldun: iyi bakalım, sakın üzme babaanneni, selam söyle
Emre telefonu kapatır kapatmaz Dilek kapıyı tıklatır
ve Emre kapıyı açar
-Emre: Kahvaltı yapmayacağımı söylemiştim size, geri götürün lütfen
-Dilek: Behiye hanım gönderdi, mutlaka yemenizi söyledi
-Emre: Geri götürün
-Dilek: Emre bey, sizi kızdıracak bir şey mi yaptım?
neden bana böyle davranıyorsunuz?
-Emre: Nasıl davranıyorum?
-Dilek: Akşamdan farklı, eğer benim burada olmamdan rahatsızsanız
zaten birazdan gideceğim, ama sizi kızdıracak bir şey yaptıysam da
yüzüme karşı söylemenizi tercih ederim
Dilek'in telefonu çalar, meşgule verir
-Emre: Telefona cevap verseydiniz keşke, erkek arkadaşınız
merak etmiştir belki
-Dilek: Ne!
-Emre: Lütfen çıkar mısınız odamdan, telefon görüşmesi yapmam lazım
Emre'nin ağzından...
Gece pek uyku tutmayınca hava biraz aydınlanır aydınlanmaz
ormana koşuya çıktım, geldiğimde Dilek tüm güzelliği ile
ve gülümsemesiyle karşımda duruyordu, kalbim yine
hızla atmaya başlamıştı işte, bu kızı her gördüğümde
kalbim patlayacak gibi atmaya devam ediyordu,
güzel bir kahvaltı sofrası hazırlamıştı,
ama aklıma birden akşamki telefondaki canımmm yazısı ve yanındaki
kalp gelince ister istemez soğuk davranmaya başladım,
odama çıkıp duşumu alıp önce Cihan ile konuştum,
şefin elinde, restorandan gitmeden önce kurduğu tuzak ile
restoranın itibarına zarar verecek bir delil olduğunu
öğrendiğini söyledi, o delil niteliğinde belgenin mutlaka
orjinalini ondan alıp gerçeği açığa çıkarmam gerekiyor,
babamla konuştuktan sonra Dilek odama geldi o kızgınlıkla
onu odadan kovdum, sonradan pişman olsam da
erkek arkadaşı olduğu düşüncesi kalbimin sıkışmasına yetti bile
Dilek kahvaltı sofrasına döner, tepsiyi gören Behiye Emre'ye
bunun hesabını sonra sormaya karar verir, Dilek kahvaltı sofrasını
kaldırır, mutfağı tertemiz eder, odasına gider eşyalarını toplar
ve anneannesini ikna edip, bir taksi çağırıp evlerine döner,
Emre salona gelir, Behiye hanım oturuyordur
-Emre: Babaanne ne yapıyorsun tek başına burada, Ayşe teyze nerede?
-Behiye: Gittiler, Dilek'e ne dediysen artık, kız çok üzgündü,
-Emre: Bir şey demedim babaanne, belki başka bir şey olmuştur
-Behiye: sen şöyle otur bakim yanıma, bana doğruyu söyle
sen bu kıza karşı bir şeyler hissediyor musun?
-Emre: Babaanne artık eve dönelim mi? benim restorana geçmem lazım
-Behiye: Kaçıyorsun sorudan yani, peki, sen eşyaları arabaya koy
paltomu alıp geliyorum
Akşam...
Dilek telefonla arkadaşı Elif ile konuşurken
yürüyordur
-Elif: Kararın kesin mi tatlım
-Dilek: Evet canım, Kaya restoranda geçici çalışıyordum zaten
artık kendi pastahanem ile ilgilenmeliyim
-Elif: Bana doğruyu söyle, Emre'ye karşı bir şey hissetmedin mi hiç?
-Dilek: Bilmiyorum, onu görünce aptallaşıyorum,
onu görünce heyecanlanıyorum, elim ayağıma dolanıyor,
bir iyi davranıyor bir kötü, sana da anlattım dün akşamı,
aramızda mesafe kalktı diye düşünürken, sabah o mesafeyi yine koydu
-Elif: Geçmiş olsun tatlım, sen çoktan aşık olmuşsun,
onun sana hisleri var mı onu öğrenmek lazım
-Dilek: Neyse kapatalım bu konuyu, gel artık seni çok özledim kızım ya
-Elif: Yakında geleceğim, bende seni özledim,
ee şimdi ne yapıyorsun dışarıda mısın?
-Dilek: Kaya Restorana gidiyorum, Emre bey bu saatte restoranda
değildir, o yokken kalan eşyalarımı alacağım
-Elif: Tamam eve dönerken dikkatli ol, görüşürüz
Kaya Restoran...
Dilek restorana geldiğinde temizlik görevlisi Yasemin hanımı görür,
Emre'nin hala çalıştığını odasında olduğunu ve kendisinin de
temizliği bitirip çıkmak üzere olduğunu söyler ve gider,
Dilek Emre'nin odasının önünden geçerken aralık olan kapıdan
Emre'nin koltukta adeta acı çektiğini yere düşüp kıvrandığını görür
dayanamaz ve içeri girer
-Dilek: Emre bey, Emre bey iyi misiniz?
-Emre: Dilek hanım, sizin ne işiniz var burada? aaahhhh
ben iyiyim
-Dilek: Hiç iyi görünmüyorsunuz, hastaneye gitmeniz lazım
-Emre: İyiyim ben siz gidebilirsiniz
-Dilek: Behiye hanımı arayayım, yada arkadaşınız Cihan bey'i,
ambulans mı çağırsam, Emre bey hiç iyi görünmüyorsunuz,
bir hastalığınız mı var? başınız mı mideniz mi?
-Emre: Kahrolası migren, çekmecemde ilacım var içince gecer
Dilek hemen çekmecedeki migren ilacı ve bir bardak suyu alır
Emre'nin içmesine yardımcı olur, odanın ışığını kapatır
ve zorla Emre'yi koltuğa uzandırır, gözlerini kapattırır
-Emre: Ne yapıyorsun?
-Dilek: Gözlerinizi açmayın ve hiç bir şey düşünmeyin,
izninizle başınıza masaj yapacağım, daha iyi gelecek
-Emre: Geç oluyor, eve gitmeniz gerek, evdekiler merak eder
-Dilek: Ben size gözlerinizi açmayın ve bir şey düşünmeyin
demedim mi? biraz söz dinleyin
Emre pes eder ve kafa masajı ona çok iyi gelir ve uyukuya dalar,
Dilek Emre'nin uyuduğunu görünce üzerini örterken yere çömelir
ve Emre'nin saçına dokunur, onu izler
bir süre sonra mutfağa geçer Anneannesine durumu anlatır
ve annesini idare etmesini söyler, sonra
Emre'ye sebze çorbası ve yiyecek
bir şeyler hazırlar, odaya getirir
Emre uyanır
-Dilek: Daha iyi misiniz? şunları da yerseniz
midenize dokunmaz ilaç
-Emre: iyiyim de neden gitmediniz saat epey geç olmuş?
-Dilek: Sizi o halde bırakıp nasıl gidecektim
-Emre: Neden buradasınız?
-Dilek: Kalan eşyalarımı almak için
-Emre: Onu sormuyorum, neden benim yanımdasınız?
erkek arkadaşınız yanlış anlayabilir
-Dilek: Anlaşılan iyisiniz, benimde daha fazla burada kalmama
gerek yok
Emre Dilek'in bileğinden tutar
-Emre: Bekleyin, sizi ben bırakırım
-Dilek: Gerek yok, sizde eve gidip dinlenin biraz daha,
bir kaç bir şey yemeyi de unutmayın
-Emre: Lütfen, sizi ben evinize bırakayım, içim öyle daha rahat eder
Dilek pes eder ve tamam anlamında başını sallar,
yol boyunca sessizliklerini korumaya çalışan Emre ve Dilek'in
sessizliğini Elif'in araması bozar
-Dilek: Efendim canım
-Elif: Eve döndün mü tatlım, aklım sende kaldı
-Dilek: Merak etme, endişelenecek bir şey yok, şimdi dönüyorum
eve gittiğimde konuşuruz
-Elif: Tamam ara mutlaka
Dilek telefonla konuşurken Emre'de sinirden direksiyonu sıkar,
Dilek'i evine bırakır, Dilek teşekkür eder
ve Emre de eve gider, yatağına yatar ve olanları düşünür
Ertesi gün...
Emre telefon sesi ile uyanır, arayan Cihan'dır
-Emre: Daha kargalar kahvaltısını yemedi, ne oldu Cihan
-Cihan: Hala uyuyor musun? bırak kargayı kahvaltısını falan
önemli bir bilgi var
-Emre: Dinliyorum
-Cihan: Takım elbiseni hazırla çünkü
2 gün sonra bir davet var, ve şu hain şef de orada olacakmış,
belgelerin nerede olduğunu öğrenebiliriz belki
-Emre: Davetiye?
-Cihan: Merak etme o işi de hallettim ünlü seçilmiş şefler ve bir kaç
restoran ceosu olacak
-Emre: Yer ve zaman?
-Cihan: Bir iki saate kahve için restorana uğrayacağım,
getireceğim
-Emre: Tamam kardeşim, birazdan bende geçeceğim restorana,
görüşürüz
Dilek akşam geç saatlere kadar dışarıya kalınca,
Anneannesine haber vermek ve durumu açıklamak zorunda kalınca,
Ayşe anneanne de Dilek'in annesi Şeyma'yı idare etmiştir,
sorun da çıkmamıştır, Sabah olunca kahvaltıdan sonra
Şeyma işe gider gitmez, Ayşe anneanne de Dilek'i alır
yola koyulur
-Dilek: Anneanne gel bak pastaneye gidelim,
zaten işim var, ne işimiz var Kaya Restoranda?
-Ayşe: Dün senin ne işin vardı Kaya restoranda?
-Dilek: Kalan eşyalarımı almaya uğramıştım,
yardıma ihtiyacı olan birine yardım ettim, biliyorsun
-Ayşe: Emre seni eve bıraktığında neden selam vermek için
uğramadı bize?
-Dilek: Anneanne, geç olmuştu, muhtemelen uygun olmayacağını
düşünmüştür, Emre bey öyle biri değil- değildir yani
-Ayşe: Hmm, peki, ben Emre'nin sağlık durumunu merak ettiğim için
gidiyorum şuan, sen merak etmiyor musun yoksa?
-Dilek: Eminim iyidir
-Ayşe: Dilek, daha yolun çok başındasın torunum,
gece boyunca odanın ışığı yanıyordu, Emre iyi mi?
diye düşünmeden uyuyamadın dimi?
Yoksa sen-
-Dilek: Hayır, öyle bir şey yok, gece uyuyamadım doğru
ama pastanemi düşmekten
-Ayşe: hı hı eminim, neyse geldik
Emre'den önce Cihan gelmiş ve restoranda Emre'nin odasında
oturup kahve içiyordur, Dilek kapıyı çalar içeri girer
-Dilek: Emre bey yok sanırım
-Cihan: Yolda gelmek üzeredir de siz?
-Dilek: Ben Dilek, Dilek Sarı
-Cihan: Yanınızdaki güzel hanım da ablanız olmalı ;)
-Ayşe: :D Bak şimdi, ağzın iyi laf yapıyor delikanlı,
ben Dilek'in anneannesi Ayşe, Emre'de torunum sayılır,
ahretliğimin torunu
-Cihan: Behiye sultan'ın mı? çok memnun oldum
bende Cihan Özçelik, Avukatım aynı zamanda,
Emre'nin de en yakın arkadaşlarından biriyim,
buyrun şöyle oturun lütfen, ne içersiniz hemen söyleyeyim
-Ayşe: Ihlamur var mıydı burada Dilek?
-Dilek: Mutfağa gidip bakmam lazım,
Bir süreliğine burada tatlı menüsünden sorumlu şef olarak
bulundum, Ben bir bakıp geleyim, siz bir şey ister misiniz
Cihan bey?
-Cihan: yok teşekkürler, tabi ya şimdi hatırladım,
sen o Dilek'sin, burada Emre'ye yardımcı olmak için çalışan,
sözleşmeleri ben hazırlıyorum bu arada şöyle kartımı vereyim,
ihtiyacınız olursa her zaman arayabilirsiniz,
ama henüz sizin sözleşme ile ilgili
iptal fes gibi bir bilgi vermedi bana
-Ayşe: Belki bir şeyler değişmiştir Kim bilir
-Dilek: Anneanne, lütfen
O sırada Emre Cihanı arar...
-Cihan: Nerede kaldın Emre, öğlenden sonra duruşmam var
-Emre: Bu istanbul trafiği benim ayarlarımla oynuyor,
trafikte kaldım, az kaldı geliyorum, sen sıkıldıysan
bilgisayarımda oyunlar var aç oyna, şifreyi biliyorsun
-Cihan: Buna gerek yok, şuanda iki güzel hanım ile oturup
sohbet ediyorum
-Emre: İki güzel hanım?
Cihan, umarım müşterilerime yada çalışanlarıma asılmıyorsundur
-Cihan: Ben öyle birimiyim kardeşim, gelince görürsün,
ayrıca çok teessüf ederim
Cihan telefonu kapatır, Dilek mutfağa gider anneannesine
ıhlamur yapar, Cihan'a da tatlı getirir
-Dilek: Umarım tatlı seviyorsunuzdur
-Cihan: Tatlı görünce gözlerimdeki fışkıran kalpleri
görüyor musunuz?
-Dilek: Bu benim geliştirdiğim, menüde olan bir tatlı
henüz favori listesinde değil, artık olacağınıda sanmıyorum
ama umarım beğenirsiniz
-Ayşe: Senin elin lezzetli güzel torunum
-Cihan: Dilek hanım, buna bayıldım, hafif ama damakta
muhteşem bir tat bırakıyor, daha fazla yeme isteği veriyor,
Keşke Emre de tadabilseydi bu güzel lezzeti
-Dilek: Nasip
-Ayşe: İnşAllah birgün o da olur
-Cihan: Sanmıyorum ama umarım
1 saat sonra, Emre restorana ulaşır ve odanın kapısının önüne geldiğinde
gülüşmeleri duyar, içeri girer şaşırır
-Emre: Ayşe teyze? Dilek hanım? kötü bir şey yok dimi?
-Ayşe: Yok evladım merak etme, biz seni merak ettik
-Cihan: Özelse daha sonra geleyim
-Ayşe: Yok delikanlı, madem Emre oğlumun arkadaşısın
kal sorun olmaz, zaten çok kalmayacağız bizde
-Emre: Ben iyiyim, bir şeyim yok
-Ayşe: Dün çok kötü olmuşsun, bir doktora gittin mi?
Emre neden söyledin der gibi bakışlarını Dilek'e çevirir
-Dilek: Annemin gazabından kendimi korumalıydım,
benimde canım söz konusuydu,anneanneme anlatmak zorunda kaldım,
üzgünüm Emre bey
Dilek'in bu açıklamasına Cihan bir kahkaha atar,
Emre Cihan'a şaşkın bir bakış atar
-Cihan: Çok pardon, kendimi tutamadım
-Emre: Ayşe teyze, babaanneme söylemezsen,
endişelenirse hastalanır yine
-Ayşe: Merak etme oğlum, Behiye'ye söylemeyeceğim ama
sende bir doktora görün
-Cihan: Yine mi migren atakları geçiriyorsun
-Emre: Ara sıra oluyor önemli değil, zaten ilaçlarım var
tedavi görüyorum, gerek yok
-Dilek: Gerek yok mu? Önemli değil mi?
Önemli değil öyle mi?
Emre bey bunu söylemeye hakkınız yok,
siz dün ne kadar kötü bir haldeydiniz haberiniz var mı?
migreni küçümsemeyin sakın
-Ayşe: Dilek, ne oldu sana birden bire, sakin ol
-Dilek: Anneanne ben kapıdayım, konuşman bitince gelirsin
biraz hava almam lazım, kusura bakmayın Cihan bey
-Emre: Ben ne dedim şimdi ya
-Ayşe: Aslında Dilek Liseden beri hastalık ve
özellikle migren konusuda çok hassas, sen onun kusuruna bakma
Emre oğlum, sevdikleri söz konusu olunca acı çekmelerini görmeye
dayanamıyor
-Cihan: Valla Dilek haklı kardeşim, migreni küçümsüyorsun,
ayrıca sen neden dün beni aramadın?
-Emre: Vaktim mi oldu?
-Cihan: Bir daha olsun o vaktin, neyse şu davetiye,
detayları artık telefonda anlatırım, duruşmaya geç kalıcam yoksa,
ayrıca şu tatlıyı favori listelerinde olmayı hak ediyor,
Sizinle tanıştığıma çok memnun oldum, umarım bir daha görüşürüz
-Ayşe: Bende memnun oldum delikanlı, duruşmada Allah yardımcın olsun,
kolay geçsin inşAllah
-Cihan: Teşekkür ederim, oh duamı da aldım, karşı taraf düşünsün şimdi
-Emre: Tamam görüşürüz, boş şans
Emre'nin ağzından...
Ağzımı açıp iki kelam ettim, resmen azar yedim,
Dilek neden birden öyle parladı, tamam bana yardım etmiş olabilir
ama neden benim için endişeleniyormuş hissi veriyor,
bana karşı bir şey mi hissediyor diye düşünmeden edemiyordum,
Ayşe teyze ile biraz daha sohbet ettikten sonra onu uğurladım,
gerçek gündemime hızlı bir geçiş yaptım ve çalışmaya koyuldum
Ertesi gün davet...
Dilek'in ağzından...
Beni yetiştiren şeflerimden birinin özel davetiyle
davet mekanına gittim, ve Kaya restoran ile uğraşan
şef ve aynı zamanda onun çalıştığı şirketin ceosu ile
tanıştım, şefimin beni onlara övmesiyle inci restoran ceosu
Kaan Ardıç onlarla çalışmam için iş teklifinde bulundu
işte o an aklıma Emre'ye yardım edebilme şansım olabilir
diye geldi, ve olumsuz bir cevap vermedim,
o restorana ve şefin yanına sızabilirsem, bir şekilde
Kaya restoranı krizden kurtarabilirim
Şefim yanımızdan ayrılınca Kaan bey ile biraz sohbet ediyorduk ki
Kaan bey birini görüp yanımda seslenene kadar
-Kaan: Ooo Emre Kaya sizi görmeyi burada beklemiyordum
-Emre: Seninle kavga etmeye gelmedim Kaan, bulaşma bana
-Kaan: Ne oldu? yoksa eski şefine bakmaya mı geldin?
hani elinden kaçırdığın, pardon benim aldığım
-Emre: Kaya restoran çöpleri atıyor, İnci restoran alıyor
-Kaan: Restoranın zarara uğramış, yakında kapatırsın o şubeyi,
inci restoran ise yetenekleri toplayarak büyümeye devam ediyor,
hatta bugün bir yetenek daha kazandık, tanıştırayım Dilek Sarı,
Yeni tatlı şefimiz
-Emre: Ne! Dilek Sen!
-Dilek: Merhaba Emre bey
-Kaan: bir dakika siz tanışıyor musunuz?
-Dilek: Kısa bir süre Kaya restoranda çalışmıştım,
ama yeteneklerimin köreldiğini hissettiğim an işi bıraktım,
istifa ettim Kaan bey
-Kaan: Yani durum 2-0 mı Emre, hahahaa çok iyi ya,
bir şefini daha inci restorana kaptırdın
-Emre: Neden Dilek hanım? bunu neden yaptınız?
Gerçek nedenini şimdi sana anlatamam lütfen beni affet Emre,
bu oyunu senin için oynamak zorundayım, şüphe çekecek bir şey
yamamalıyım
-Dilek: Dediğim gibi yeteneklerimi körertiyordunuz,
çalışanlarınızın şefine saygısı yoktu ve en önemliside
maaşı az veriyordunuz, sıkıldım sizden, daha büyük,
şef yeteneklerimi gören, maaşı dolgun bir restoranda çalışmayı seçtim
-Kaan: Ahh çok keyiflendim, gidip içeçek bir şeyler alayım,
sana da buz gibi bir soğuk su getireyim mi Emre
Kaan yanlarından ayrılır ayrılmaz, Emre Dilek'in bileğinden tutar
ve onu kimsenin olmadığı bir kenara çeker, duvara yapıştırır,
Emre'nin gözlerinden öfke ve ateş çıkıyordur adeta
-Dilek: Emre bey ne yapıyorsunuz?
-Emre: Asıl sen ne yapıyorsun? ihanet ha, dolgun maaş mı istiyordun?
bunu ne zaman planladın?
-Dilek: Söyleyeceğimi söyledim, bırakın beni
-Emre: Dün öyle davranmıyordun? yada daha önce?
ne oldu? bugün ne değişti? Dilek konuş
-Dilek: Dilek hanım, Emre bey, mesafemizi koruyalım
-Emre: Mesafe falan umrumda değil, az önce o söylediklerine
inanmamı mı bekliyorsun?
-Dilek: Gerçekleri söyledim, inanıp inanmamak size kalmış,
ayrıca sizede acıdığım için yardım ettim, bir anlam yüklemeyin,
Kaya restoran da sizde umurumda değilsiniz
Emre son sözlerden sonra Dilek'in bileğini bırakır ve bir kaç adım
geri gider
-Emre: Bir daha gözüme gözükme, seni görmek dahi istemiyorum,
senden nefret ediyorum, defol şimdi
Dilek lavobaya gider, kendisini toparlar ve Salona döner,
Döndüğünde Emre çoktan gitmiştir bile
Devam Edecek...
5. Bölüm...
1 Ay sonra...
Emre'nin ağzından...
1 ay geçmişti o davetin üzerinden ve en davette görmüştüm Dilek'i,
karşı tarafa geçtiği için ona çok kızgındım,
o günden sonra ne o benimle, ne ben onunla iletişim dahi kurmadık,
Ayşe teyze ve babaannem bizi bir araya getirmeye çalışsada,
hep bir bahane bulup kaçtım, keyfi yerindedir,
istediği kadar çok para kazanıyordur, övgü alıp baş şef bile
olmuştur, sevgilisi ile gezip tozuyordur, bu neden benim
hala canımı sıkıyor bilmiyorum, bu düşüncelerden beni
bir süre uzaktaştıran Cihan'ın sesi oldu
-Cihan: Hadi mahkemeye geç kalıyoruz, bugün bu işi bitirelim
-Emre: O isimsiz gönderilen kanıtları, belgeleri gönderen kişiyi
bulabildin mi?
-Cihan: Henüz değil, ama merak etme doğruluğunu teyit ettim
hepsinin, bugün bu iş bitecek, o şef bundan kurtulamayacak
2 Saat önce...
Cihan Dilek'e mesaj atar ve onu bir kafeye çağırır
Dilek Cihan ile buluşur
-Dilek: Cihan bey, neden çağırdınız beni?
yoksa Emre bey'e bir şey mi oldu?
-Cihan: Emre iyi
-Dilek: Behiye hanıma mı bir şey oldu yoksa?
-Cihan: Behiye hanım da iyi
-Dilek: Beni neden çağırdınız peki?
-Cihan: Bunlar için
-Dilek: Bunlar ne?
-Cihan: Bugün şu davanın mahkemesi var, ve biri 1 ay boyunca
isimsiz olarak bana bu belgeleri gönderiyordu
-Dilek: Nereye varmaya çalışıyorsunuz?
-Cihan: Bu belgeleri doğrulatırken nedense o isimsiz göndericinin izi
tandık birine çıktı, Dilek hanım, lafı uzatmayacağım
mahkemeye geç kalmak istemem, neden doğrudan gelip bana vermediniz
-Dilek: Bu belgelerin benimle ne alakası var?
-Cihan: Soruyu değiştireyim, Neden böyle bir şey yaptınız?
Emre için dimi? Bir plan yaptınız ama Emre ile bana anlatmadınız
-Dilek: Anlatırsam işler daha da kötüye gider diye düşündüm,
Emre bey o davete beni yetiştiren şeflerimden birinin daveti ile
gittim, Emre bey'in geleceğinden haberim yoktu, sonra Kaya restorana
zarara uğratan, Emre bey'in hastalığını tetiklettiren şefi görünce,
bir plan yaptım, o şefin çalıştığı inci restorana sızıp size davada
yardım edebileceğimi düşündüm, en azından deneyecektim,
şanslıydım ki inci restoranın ceosu o gün Emre bey'e hırsı yüzünden
bana iş teklifi etti
-Cihan: Ama hesaba katmadığın şey ise Emre'nin bunu yanlış anlayıp
öfkenip seni hain sanması
-Dilek: Evet, Kaan bey'in önünde gerçekleri ona anlatamazdım,
onun hain olduğuma, Kaan beyin ise ona karşı kazandığını
düşünmesi gerekiyordu ki işim kolaylaşsın,
aslında sonrasında anlatmayı istedim ama çok geçti, çünkü
Emre bey benden nefret ediyordu artık, ve yüzümü dahi görmek istemiyordu,
bende bulduğum delil ve belgeleri isimsiz olarak direk size gönderdim,
o şefin güvenini 2. haftada kazanmıştım çünkü, ve odasındaki
minik kasada saklıyordu hepsini,
bugün iyi sonuçlanır mı sizce?
-Cihan: Öyle umuyorum ama bunları Emre'ninde bilmesi gerekiyor
-Dilek: Cihan bey, sakın, lütfen ona anlatmayın, söylemeyin,
bırakın benden nefret etmeye devam etsin
-Cihan: Ama bilmeye hakkı var, bunu saklayamam ondan
-Dilek: Cihan bey lütfen, sizden rica ediyorum,
zaten bugün istifamı verdim ve kendi pastanem ile ilgileneceğim,
kendi yoluma bakacağım, sanırım sizde adliyeye geç kalıyorsunuz,
umarım sizin adınıza iyi sonuç olur, hoşçakalın
-Emre: Ne oldu dalıp gittin?
-Cihan: Yok bir şey, hadi haklayalım şu herifi
Mahkeme Kaya Restoran ve Emre açısından iyi sonuçlanır
ve sorumlu şef cezaya çarptırılırken
inci restoranın itibarı zedelenir
-Emre: Akşam yemekler benden, restoranı sen seç dostum
-Cihan: Gerek yok akşam çalışmam lazım
-Emre: Senin neyin var Cihan? mahkemeye gelirkende bir tuhaftın,
davayı kazandığına üzüldün sanıcam artık
-Cihan: Yok be oğlum, kafamı kurcalıyan başka şeyler var,
davayı kazanamayacağımızdan şüphen mi vardı yoksa?
-Emre: Hayır, sana güvenim tamdı, o yüzden hiç itiraz istemiyorum,
bu akşam akşam yemeğini yedikten sonra tenis maçı yapacağız
-Cihan: Yenileceksin yine, ağlama sonra
-Emre: Diyene bak hah, neyse ben şimdi restorana geçiyorum
akşam görüşürüz
Dilek'in ağzından...
Davayı kazandıklarını öğrenince Emre'yi aramak istedim
ama yapamadım, elime telefonu aldığım gibi bıraktım,
sonrasında Kaan beyin aramasıyla telefonu açtım
verdiği adrese gelmemi ve iş hakkında konuşmak istediğini söyledi,
gitmek istemesemde, son bir kez konuşmak için gittim
-Dilek: Kaan bey, sadede gelirseniz
-Kaan: Önce yemek, seç menüden
-Dilek: Sağolun yemeyeceğim, beni neden çağırdınız?
-Kaan: İş için
-Dilek: Kaan bey istifamı verdim
-Kaan: Ama ben kabul etmedim henüz, onaylamadım
-Dilek: Davayı kaybettiğiniz için bunu yapıyorsanız...
-Kaan: Sendin dimi o köstebek, bunu yapmanı Emre mi istedi?
-Dilek: Asla, Emre bey benden asla böyle bir şey yapmamı istemez,
sadece benden değil kimseden istemez
-Kaan: Hemen onu korumaya geçtin bakıyorum, yoksa ona aşık mısın?
o da seni seviyor mu?
-Dilek: Sizin derdiniz ne?
-Kaan: Beni zarara uğrattın, davayı kaybetmekle kalmayıp
restoranın itibarını zedeledin, bunu nasıl telafi edeceksin?
yada Emre ve Kaya restoranın bitişini gözlerinle görmek ister misin?
-Dilek: Bakın, kendiniz ettiniz kendiniz buldunuz, restoranınızın
itibarını siz zedelediniz, suçu başkasına yıkmayın,
ayrıca Emre bey'e yada Kaya restorana ne yaparsanız yapın
beni ilgilendirmiyor, Emre bey'e gelince, kendisi bırakın beni
sevmeyi, benden nefret ediyor zaten, yani başka bir şey yoksa
müsaadenizle
-Kaan: Kaya restoran ve Emre ile uğraşmayı bırakıp,
bu yaptığını bir şartla affederim
-Dilek: Anlamadım?
-Kaan: Bu geceyi benimle geçirirsen-
Kaan bey sözünü tamamlamasına izin vermeden elime su bardağını
aldığım gibi yüzüne fırlattım
-Dilek: Sakın... sakın bir daha karşıma çıkmayın
-Kaan: Bunun bedeli ağır olacak Dilek
Emre'nin ağzından...
Cihan ile seçtiği restorana girdiğimizde Dilek'i gördüm
Kaan ile konuşuyorlardı, 1 aydır onu görmemiştim,
onu özlemişmiydim, neden gözlerimi hala ondan alamıyordum ki,
yaptığı ihanet aklıma gelince yine sinirlenmiştim işte
-Emre: Bunların ne işi var burada ya?
başka bir restorana gidelim, hainlerle aynı ortamda yemek yemek
istemiyorum
-Cihan: Saçmalama Emre, yemek yemeye gelmişlerdir
konuşuyorlardır, bize ne, geç şu masaya hadi, açım ben
-Emre: Cidden gidelim, keyfim kaçtı
-Cihan: Otur şuraya, arkan dönük, masalar uzak, çabuk yiyip kalkalım
hadi
-Emre: İyi sen seç, aynısından bende alırım
Yemekler geldi gelmesine ama boğazımdan zor geçiyordu,
ne olduğunu anlamadan Dilek yan masamızın yanından bir hışımla
geçip gitti, gözü bir şey görmüyor gibiydi, arkamı dönüp
baktığımda ise Kaan hesabı istiyordu ve yüzü üstü su içindeydi,
umursamadan yemeğime devam ettim, ama aklımdan bir türlü çıkmıyordu ki
huzurla yemeğimi yiyeyim, tadımı iyice kaçıracak yabani ot da
yanıma geldi
-Kaan: Emre, Davayı kazandığın için mutlusundur tabi,
ama o köstebeğine söyle bundan sonra diken üstünde yaşasın
-Emre: Ne diyorsun lan sen? bas git, köstebek falan yok
-Cihan: Emre bırak, nereye sataşacağını bilmiyor o,
sende bas git polis çağırmadan
-Kaan: Yine görüşeceğiz
-Emre: O köstebek derken kimden bahsediyordu?
yoksa Dilek mi? tabii ya, onun huyu bu, orayıda mı
karıştırmış, şaşırmadım
-Cihan: Kıza haksızlık ediyorsun bence
-Emre: Yaptıklarını bilmiyormuş gibi konuşma Cihan
-Cihan: Bazı şeyler hiçte göründüğü gibi olmayabilir
-Emre: Ne demek istiyorsun?
-Cihan: Bana bu dava konusunda delilleri isimsiz bir şekilde yollayan
kişiyi buldum
-Emre: Kimmiş?
-Cihan: Sana söylememem konusunda benden ricada bulundu ama
bunu daha fazla senden saklayamam, o süre zarfında bana gelen
delilleri Dilek yollamış
-Emre: Ne! nasıl? neden? ne zaman öğrendin sen bunu?
-Cihan: Bugün, duruşmadan önce bana gelen delillerin izini
sürmeyi bitirdim ve sonuç beni Dilek'e çıkarttı,
gittim konuştum önce inkar etti ama sonra kabul etti,
sanada söylemememi istedi
-Emre: Neden böyle bir şey yapmış?
-Cihan: Kendisine sorsan daha iyi olur bence,
ama şunu bil, sana her şeyi anlatacakken
ona senden nefret ediyorum, gözüm seni görmesin gibi şeyler
söylediğin için davanın selameti için bir şey söyleyememiş,
bu kız seni önemsiyor, aranızda belli ki bir yanlış anlaşılma var
bunu çözmeniz lazım
-Emre: Çözsek ne olacak ki, mesafeyi koyan kendisi,
ve sevgilisi de var zaten
-Cihan: Sen Dilek'e karşı boş değilsin dimi?
ayrıca gözünle gördün mü? yada ona sordun mu sevgilisi var mı diye?
nasıl bu kadar eminsin?
-Emre: sormadım ama ima ettim ve inkar etmedi, sürekli telefonunda
canım diye biriyle konuşuyor, yanında kalp var, ne anlasaydım bundan
-Cihan: :D Emre ergen misin oğlum sen ya, gidip konuş şu kızla,
tenis maçını da başka zaman yaparız, sen şimdi eve git
güzelce bir düşün taşın, ne yapacağına karar ver,
benim başka bir dava dosyasını incelemem gerek
-Emre: Tamam görüşürüz
Devam Edecek...
6. BÖLÜM...
1 hafta sonra...
-Şeyma: Dilek yine kahvaltı yapmadan mı çıkıyorsun,
gel güzelce kahvaltını yap öyle git
-Dilek: Anne çok işim var, yarın Sarang'ın açılışı var
biliyorsun
-Şeyma: Görüşmelerim olmasa yardıma gelicem sana ama bak ne diyeceğim
teklifimi bir kere daha düşün
-Dilek: Olmaz anne, bana yardım için birilerini yollamana gerek yok,
ben hallederim, hem yanlız değilim, idil ve Kerem de var
takviye kuvvetim var
-Ayşe: Davetiyeleri yolladın mı herkese?
-Dilek: O işi çoktan hallettim sultanım, merak etme
Behiye hanıma da yolladım, gitmiştir,
ben kaçtım
-Şeyma: Dikkatli git, bir şey lazım olursa ara
-Dilek: Tamam anne
Dilek'in ağzından...
Artık butik pastahanem Sarang'ı açıyordum, heyecanlıydım
ama içimde bir buruklukta vardı, bazen durup durup onu düşürken
buluyorum kendimi, Kaya restoran eski güçlü haline dönmüştü,
artık bende kendi yoluma bakmalıydım
Kerem ve idil'in yardımı ile tüm hazırlıkları tamamlayıp
eve giderken, evin yakınlarında Emre'yi gördüm
beni görünce hemen yaslandığı duvardan doğruldu
-Dilek: Sizin ne işiniz var burada?
-Emre: Biraz yürüyelim mi?
-Dilek: Geç oldu Emre bey, bence sizde evinize gidin
-Emre: Lütfen, şu ilerideki parka kadar
-Dilek: Peki, neden buradasınız?
-Emre: Bu sefer ben soru sormaya geldim, Neden bunu yaptınız?
-Dilek: Cihan bey dimi, rica etmiştim ondan size söylememesi için
-Emre: Söylemeyecekti ama söylemek zorunda kaldı diyelim,
konumuz bu değil, neden? sebebini sizden duymak istiyorum
-Dilek: Kaya restoran için, yardım etmek istedim sadece
-Emre: Başka bir sebebi yok yani, pekala bana neden anlatmadınız?
o gün davette
-Dilek: Hain olduğuma inanmanız gerekiyordu ki size yardım edebileyim,
zaten hala bu yüzden benden nefret ediyorsunuz
-Emre: Öyle bir şey yok, yani sizden gerçekten nefret etmiyorum,
o akşam söylediğim sözler bir anlık öfke ile söylediğim sözlerdi,
gerçek hislerim değildi, ikinci kere ihanete uğradığımı sanmıştım,
sizi kırdığım için özür dilerim
-Dilek: Hayır hayır özür dilemenize gerek yok, haklısınız sonuçta,
gerçekten benden nefret etmiyor musunuz?
-Emre: Hayır tabiki neden edeyim, ama kendinizi tehlikeye
atmamalıydınız ne olursa olsun, ben bir şekilde hallederdim
-Dilek: Emre bey kapatalım mı artık bu konuyu
-Emre: Tamam, iyimiyiz şuan peki? yani yanlış anlaşılma çözüldü artık
-Dilek: Benim size karşı bir kinim nefretim yoktu
-Emre: Aklıma takılan bir şey daha var
-Dilek: Nedir?
-Emre: Duruşma günü akşam restoranda ne oldu?
-Dilek: Siz o akşam o restoranda mıydınız?
-Emre: Cihan ile yemek yemeye gelmiştik, Kaan ile sizde oradaydınız,
öfkeden gözünüz öyle kararmıştı ki yanımızdan geçtiniz görmediniz bizi
-Dilek: Kusura bakmayın gerçekten görmemişim demek ki, yoksa selam verirdim
-Emre: Onun için sormuyorum, Kaan ne dedi de öyle öfkelendiniz?
-Dilek: Emre bey boşverin, Kaan bey ile benim aramda o mesele
evdekiler merak eder, gitmem lazım
-Emre: Pekala, sizin eve kadar beraber yürüyelim o zaman
Emre sokağa kadar Dilek ile sessizce yürür ve iyi geceler der,
Dilek birden onu durdurur
-Dilek: Emre bey, yarın müsait misiniz? bir işiniz var mı?
-Emre: Her zaman ki gibi restoranda olacağım, neden sordunuz?
-Dilek: Yarın pastanemin açılışı var, gelebilirseniz güzel olur,
aslında evinize davetiyeyi yollamıştım ama yinede söylemek istedim
-Emre: Sonunda açıyorsunuz demek, tamam, yarın görüşürüz o zaman,
yardıma ihtiyacınız olursa
-Dilek: Teşekkür ederim, Siz gelin yeter, yani Behiye hanım ile
-Emre: İyi geceler
-Dilek: Size de
Dilek'in ağzından...
İdil ve Kerem'in yardımı ile açılış için her şey hazırdı
ikramlıklar da dahil, misafirler yavaş yavaş gelmeye başlayınca
onları karşılamak için kapıda bekliyordum, Anneannem ve annemde
erkenden gelmiş son rütuşları yapmışlardı, Behiye hanım ve
Emre bey de sonunda gelmişlerdi, Emre bey lacivert bir takım elbise
giymişti, ah şu maviye olan zaafım, Emre bey yine tüm yakışıklılığı
ile karşımda duruyordu, bir süre gözlerimi ondan alamamıştım ki
Behiye hanımın sesi ile ona döndüm
-Behiye: Dilek, hayırlı olsun kızım, burası çok sirin çok güzel olmuş,
dimi Emre?
-Emre: E-evet çok güzel, yani mekan, güzel olmuş hayırlı olsun
-Dilek: Teşekkür ederim, şöyle buyrun, lütfen rahatınıza bakın
-Cihan: Ooo Dilek hanım, burası da tatlılarınız kadar güzel olmuş,
hayırlı olsun
-Dilek: Hoş geldiniz Cihan bey, teşekkür ederim, gelebilmenize sevindim,
buyrun lütfen
-Emre: Cihan! Senin ne işin var burada?
-Cihan: Sağol Emre bende iyiyim kardeşim, Dilek hanımın daveti ile
geldim, o enfes lezzetleri kaçıramazdım
-Emre: Hoş geldin o zaman
-Cihan: Buranın müdavimiyim artık
Emre'nin ağzından...
Açılışa geldiğimizde kapıda bizi Dilek karşıladı,
üstünde buz mavisi bir elbise vardı, ayağında ona uyumlu bir ayakkabı,
saçında ise mavi bir toka vardı, o kadar güzel görünüyordu ki,
büyülenmiş gibiydim gözlerimi ondan alamadım yine, yan yana geldiğimizde
uyumlu bir çift gibi görünüyorduk, pastane açılışından çok odaklandığım
tek şey Dilek'ti, oradan oraya koşturuyor, her misafiri ile
özel olarak ilgileniyordu ki kapıdan sarı saçlı topuklu ayakkabısı
oldukça yüksek, gözünde güneş gözlüğü olan, biri girdi
Dilek'in onu görünce gözlerinin içi parladığını gördüm
-Elif: Kim bensiz bir açılış yapıyor?
-Dilek: Canımmm, sen ne zaman geldin?
Canımmm mı? yoksa o telefonda kayıtlı canımm ve yanındaki kalp
bu kız olabilir miydi? Dilek'in sevgilisi gerçekten yok muydu?
her şeyi ben mi yanlış anlamıştım
-Elif: Tatlımmm, seni çok özledim, sürpriz yapmak istedim,
aslında daha erken gelecektim ama uçak rötar yaptı,
-Dilek: Neden geleceğini söylemedin? neyse iyiki geldin
-Elif: İdil ve Kerem'in haberi vardı ama sana sürpriz yapmak istedim
-Kerem: Valla Elif'in huyunu hepimiz biliyoruz, sana söyleseydik
canımıza okurdu
-İdil: Kızarsa neler yapar biliyoruz, hoş geldin Elif'cim
-Elif: Hoş buldum, Ayşe teyze ve Şeyma ablaya da bir selam vereyim
gelirim yardıma
-Ayşe: Benim güzel neşeli kızım hoş geldin
-Elif: Hoş buldum Ayşe teyzem, sizi de çok özlemişim ya
-Ayşe: Özersin tabi, oradan oraya dünyayı dolaşıp duruyorsun,
sizi tanıştırayım, Behiye benim ahretliğim, siz gençler ne diyordunuz,
kankam, Bu iki yakışıklı da Emre, Behiyeciğimin torunu, ve Cihan
-Behiye: Cihan da Emre'nin kankası
-Elif: Çok memnun oldum
-Şeyma: Elif de Dilek'in en yakın arkadaşlarından biri,
okuldan arkadaşlar
-Emre: Memnun oldum Elif hanım
-Cihan: Yurtdışında mı yaşıyorsunuz?
-Elif: Sayılır, uzun hikaye
-Şeyma: Annenle baban nasıl? uzun zamandır görüşemiyoruz onlarla da
-Elif: Sorma Şeyma abla ya, ikinci baharlarını yaşıyorlar resmen
Asya turu yapıyorlar şu sıra, yüzlerini ben bile göremez oldum
-Şeyma: Olsun, sen benimde kızım sayılırsın unutma, her zaman yanındayım
-Elif: Biliyorum, teşekkür ederim
herkes derin sohbet ederken Dilek'e bir çelenk geldi
birden yüzü düştü, bir sorun olduğu belliydi,
kimseye çaktırmadan babaannemlerin yanından ayrıldım
kapıya doğru yaklaştım, çelenk'in üzerinde inci restoran yazıyordu
-Dilek: Lütfen bunu geri götürün
-Çiçekçi Kuryesi: Abla üçreti odendi, buraya teslim etmem söylendi
geri götüremem
-Dilek: O zaman şu ilerdeki konteynıra atın lütfen, istemiyorum
-Kaan: A aaa Dilek hanım hiç nezaket kurallarına uyuyor mu bu
yaptığınız, sen gidebilirsin
-Çiçekçi Kuryesi: İyi günler
-Dilek: Kaan bey, sizin ne işiniz var burada?
-Emre: Bir sorun mu var Dilek hanım? Senin ne işin var burada?
-Kaan: Açılışa geldim
-Dilek: Sizi davet ettiğimi hatırlamıyorum
-Kaan: Eski patronlar arasında ayrımcılık mı yapıyorsunuz yoksa,
hiç yakıştıramadım
-Emre: Ne diyorsun lan sen? ağzını burnunu kırdırtma bana
-Dilek: Kaan bey lütfen gidin buradan, bir olay çıksın istemiyorum
-Kaan: Şimdi gidiyorum ama tekrar görüşeceğiz Dilek hanım,
hee bu arada teklifim hala geçerli
Kaan gittikten sonra Dilek'in yüzü bembeyaz oldu, kimseye görünmeden
arka bahçeye geçti, bende peşinden gittim, Kaan ne demek istedi de
Dilek bu hale geldi merak ediyordum
-Emre: Dilek hanım iyi misiniz?
-Dilek: iyiyim, sadece biraz hava almam lazım
-Emre: O it oğlu it ne demek istedi? ne teklifinden bahsediyordu?
-Dilek: Önemli değil, boş verin, davetliler bekliyor içeri geçelim
Dilek'in bileğinden tuttum ve kendime çevirdim
-Emre: Boş veremem anlamıyor musun? yüzün kireç gibi oldu,
ne teklifi etti sana o it
-Dilek: Bunu size söyleyemem, bırakın kolumu lütfen
-Emre: Dilek
-Dilek: Emre bey lütfen, bugünü mahvetmeyelim
Akşam olmuştur ve misafirler tek tek gitmeye başlamışlardır
Dilek herkesi güler yüzle uğurlar, Annesi ve anneannesi
yardım için kalmak istesede arkadaşları buna izin vermedi
ve onları eve yolladılar, babaannemi de şöför eve götürdü,
Cihan ile ben biraz daha kaldık
-Cihan: Her şey çok güzeldi, ellerinize sağlık Dilek hanım
artık müdavimiyim buranın, şimdiden söyleyeyim
-Dilek: Her zaman beklerim Cihan bey, Emre bey sizide tabiki,
geldiğiniz için teşekkür ederim
-Emre: Davetiniz için ben teşekkür ederim
-Cihan: Sizlerinde emeklerine sağlık, tanıştığıma memnun oldum
-Kerem: Bizde memnun olduk
-İdil: Bizde memnun olduk ve yine bekleriz
-Elif: Bu lezzetleri tadınca zaten gelmemeniz hata olur
-Cihan: Haklısınız, o yüzden barodaki arkadaşlarımı da
buranın müsavimi yapacağım
-Elif: İşte lezzetten kaliteden anlayan biri, süper
-Emre: Fazla uçmasan mı kardeşim
-Dilek: Emre bey bir saniye, bu sizin için
-Emre: Bu nedir?
-Dilek: Bugün pek bir şey yiyemediniz, birkaç bir şey hazırladım
sizin için, merak etmeyin içinde tatlı yok
-Elif: Vay be, birgün benim için şöyle özel şeyler
hazırlamadın Dilek
-Kerem: Sadece senin için değil hiçbir kimse için hazırlamadı
-Emre: Teşekkür ederim, zahmet etmişsiniz
-Cihan: Görüşmek üzere, iyi akşamlar, hadi Emre sen gelmiyor musun?
-Emre: Sen git, benim Dilek hanım ile konuşmam gereken bir şey var
-Cihan: Tamam görüşürüz
-Elif: Vizde şuraları toplayalım hadi çocuklar
Emre ve Dilek bahçeye çıkar
-Dilek: Konuşmak istediğiniz şey ne Emre bey
-Emre: Böyle bir şeyi gerçekten hiçkimse için yapmadınız mı?
-Dilek: Emre bey öğrenmek istediğiniz şey ne tam olarak?
-Emre: Erkek arkadaşınız için de mi yapmadınız?
bugün gelmedi sanırım
-Dilek: Pekala bu konuya artık bir açıklık getireyim o zaman,
Erkek arkadaşımın olduğuna nereden kanaat getirdiniz bilmiyorum
ama, belli ki bu sizi rahatsız ediyor, erkek arkadaşım falan yok
-Emre: Telefonunuzda canımm diye biri kayıtlı ve sürekli
onunla konuşuyordunuz, sandım ki...
-Dilek: Emre bey, o Elif'ti, yurtdışında olduğu için sık sık
konuşuyorduk, siz o yüzden mi öyle davranıyorsunuz?
-Emre: Neyse geçmişte kaldı, demek erkek arkadaşınız yok,
bu özenli kutuyuda başka kimse için hazırlamadınız
-Dilek: Sorularınıza cevap alabildiğinize göre, sizi uğurlayayım
-Emre: Cevaplanmamış bir sorum daha var, hatırlatmak istemiyorum ama
inci restoranda ne yaşadınız? ve ne teklifi etti Kaan?
-Dilek: Cevap kotamı doldurdum Emre bey, sonra cevaplayayım bunlarıda
olur mu?
-Emre: Peki, zaten bugün çok yoruldunuz, görüşürüz
-Dilek: Güle güleyin Emre bey, görüşürüz
Emre gittikten sonra Dilek içeri girer
-Elif: Seninki anlattığın kadar varmış, çok yakışıklıymış
-Dilek: Benim ki değil o, eski patronum
-İdil: Seviyorsun kızım işte, nereden seninki olmuyor
-Kerem: Bence Emre de sana karşı boş değil, bugün gözleri
bir an olsun senden ayrılmadı
-Elif: Ne konuştu seninle şimdi?
-Dilek: Telefonumdaki canımm yazan kişiyi? erkek arkadaşım mı
değil mi onu sordu
-İdil: Yuh, Elif'i mi kıskanmış :D hahahaaa
-Dilek: Seninle sık sık konuşuyoruz ya, bir kaç kez onun yanındayken
aramıştın, telefonumda sen canımm diye ve yanında kalp olunca
yanlış anlamış, bir kaç kez ima etmişti ama duymamazlıktan
gelmiştim, yeter artık diyip sorusunu cevapladım
-Kerem: Ne dedin peki?
-Dilek: Erkek arkadaşımın olmadığını, canımm'ın Elif olduğunu
söyledim
-İdil: Ne tepki verdi?
-Dilek: Boş verin hadi işimize bakalım
-Elif: Bakmayalım, anlat, mutlu oldu mu?
ah ya keşke söylemeseydin, biraz süründürürdüm onu, eğlence çıkardı
-Dilek: Öyle bir şey yapmana izin vermezdim
-Elif: Aman tamam be, bir şey yapmayız sevdiceğine
-İdil: Bence sen onu Avukat beyde dene
-Elif: O neden o?
-İdil: Bugün Cihan da gizli gizli sana bakıyordu
-Elif: Ahh güzelliğim başa bela tabi
-Dilek: Deli kız, hadi hadi şuraları toplayıp çıkalım,
bu arada hepinize çok teşekkür ederim, siz olmasaydınız
bugünün altından kalkamazdım, iyi ki varsınız
-Kerem: Lafı bile olmaz, her zaman yanındayız
-İdil: Aynen öyle, ne zaman istersen bir telefon yeterli
-Elif: Bende her zaman burada olamasam da, her zaman dinlemeye
konuşmaya hazırım, hatta nerede olursam olayım atlarım uçağa gelirim
biliyorsun
Devam Edecek...