9.BÖLÜM...
Dilek'in ağzından...
Düğün sahipleri ile annem, anneannem ve Behiye teyze
beni ve Emre'yi tanıştırdıktan sonra, Emre Elif Cihan ve ben
tek kelime etmeden masada oturduk etrafı izlemeye başladım,
Emre'ye bakamıyordum çünkü kalbim yerinden çıkacak olursa
rezil olurum diye korkuyordum, ama anneannem bizi Rukiye teyze
ve arkadaşları ile tanıştırırken gözlerimi kaçırarak da olsa
bakmıştım ona, yine tüm kızların gözlerini alamayacağı
yakışıklılık ve karizmasıyla karşımda duruyordu,
sessizce ikramlardan yemeye çalıştım, Elif sohbet açtı ama
benim heyecandan sesim çıkmadığı için katılmadım,
bir süre sonra dans müziği çalmaya başladı, içimden
lütfen Emre başka bir kızı dansa kaldırmasın diye dua ettim,
ama takım elbiseli hoş bir adam masaya gelip beni dansa
kaldırmak istedi, göz ucu ile Emre'ye baktım yüzü değişti,
adam ısrar edince istemeyerek de olsa dansa kalktım
onunla dans etmeye başladım, ben zorla gülümserken,
Emre başka bir kızı dansa kaldırıp
onunla dans etmeye başladığını gördüm
-Emre'nin ağzından...
Dilek ne bana bakıyordu, nede masada konuşuyordu,
bu beni çok rahatsız etti, bugün giydiği kıyafetle
o kadar güzeldi ki, kıskanmaktan kendimi alamadım,
herifin biri gelip dansa kaldırınca ve Dilek de onunla gidince
bende öfkeyle yan masadaki kızlardan birini dansa kaldırıp
onunla dans etmeye başladım, ama gözümü Dilekten ayırmıyordum ki
dans ettiğim kız bana asılmaya başladığını anladığım an
onu bıraktım, müzikte o anda sustu ve gelinle damat kendi hazırladıkları
özel dans gösterilerini yapmak içim sahneye çıktı,
Dilek masaya döndü ve Elif'e lavaboya gideceğini söyleyip salondan
çıktı, peşinden gittim, koridorda onu yakaladım ve bileğinden
tutup bir odaya girdik, onu kaçmasın diye duvara yapıştırdım
-Dilek: Emre bey ne yapıyorsunuz, bırakın beni?
-Emre: Asıl sen ne yapıyorsun? Niye o adamla dans ettin?
-Dilek: Bu sizi neden ilgilendiriyor? ayrıca sizde sarışın bir kızla
dans etmediniz mi? sorun ne? ayrıca sınırı aşıyorsunuz
-Emre: Başka adamlarla dans etmen sorun, artık dayanamıyorum,
ve o sınırı aşacağım artık
-Dilek: Neden ama neden? başka biri ile dans etmem sizi neden rahatsız
etti?
-Emre: Çünkü seni seviyorum, sana aşık oldum, yeterli bir cevap mı?
Bir şey demeyecek misin?
-Dilek: anneannem merak etmiştir gidelim
-Emre: Yani platonik sevda benim ki, anladım, pekala
senden bir beklentim yok, beni sev diye beklemeyeceğim
-Dilek: O zaman neden beni dansa siz kaldırmadınız?
neden başka bir kızı kaldırdınız dansa?
-Emre: çünkü kıskandım, o adamın dans teklifini kabul etmemeni umdum,
ama kabul ettin, yanına gelmek istedim ve herhangi birini
dansa kaldırdım
-Dilek: Kız en başından beri sizle flört ediyordu zaten
-Emre: Fark edince kızı bıraktım zaten,
bu arada bugün kıyafetin çok güzel yakışmış sana,
Dilek, beni sevmesende benden nefret etme
-Dilek: Gidelim Emre bey, bizi merak ederler
Düğün bitip herkes evlerine dağılınca Emre yatağında
bağdaş kurup oturup telefonundan Dilek'in resimlerine bakarken
Dilekte Elif'e odasında olan biteni anlatıp dertleşiyordur
-Elif: Ben anlamıştım zaten, ikinizde ortadan kayboldunuz bir süre,
e Emre de seni seviyormuş işte, neden bende seni seviyorum demedin
-Dilek: O öyle karşımda dururken nasıl söyleyecektim
-Elif: Mail atarak söyle bari, alemsin ya,
onu sevmediğini düşünüp birde benden nefret etme demiş
kıyamam ya, üzme şu çocuğu
-Dilek: Panikledim işte, aklım kalbim beni terk etti o an
-Elif: Sonra gelmiş olacak ki, hesap sormuşsun çocuğa
-Dilek: Başka bir kızı dansa kaldırınca kıskandım ve üzüldüm,
zaten salona girdiğimizden beri o kız gözleriyle yiyordu Emre'yi
-Elif: Çok güzel bir atasözümüz var ama söylemeyeceğim,
Cihan da karizmaydı bugün baya
-Dilek: Bak sen, birileri de aşka yelken açmış sanırım
-Elif: Yok be, henüz bir şey yok aramızda, zaten pek vaktim
olmayacak gönül işlerine
-Dilek: Neden? yoksa yine gidiyor musun?
-Elif: Henüz bir yere gitmiyorum ama bir karar aldım,
tiyatroya oyunculuğa dönüyorum
-Dilek: Ciddi misin? çok sevindim, e artık alırım bir imzanı
-Şeyma: Kızlar geç oldu artık yatın, yorulmadınız mı siz?
-Dilek: Tamam anne yatıyoruz, yarın devam ederiz hadi yatalım
Sarang Pastanesi...
Cihan ve bir kaç avukat arkadaşı hem tatlı yiyip
hem biraz mola vermek için öğlen arasında Sarang'a gelir,
Cihan arkadaşları ile Dilek'i tanıştırır,
içlerinden biri Dilek'in güzelliği ile adeta büyülenirken
Dilek siparişleri alır ve hazırlamaya koyulur
-Avukat Ersin: Cihan böyle güzel bir mekan ve sahibi vardı da
daha önce neden getirmedin bizi buraya?
-Cihan: Açılalı fazla olmadı, tatlılarına bayılacaksınız
-Avukat Kadir: Ersin tatlılardan önce mekanın sahibine bayıldı
-Avukat Yunus: Oğlum bir rahat dur ya, her gördüğün kıza yazma
belki evli, belki sevgilisi var
-Avukat Ersin: Evli değil, yüzüğü yoktu, sevgilisi olduğunuda sanmıyorum
-Dilek: Buyrun, siparişleriniz, başka bir arzunuz var mı?
-Avukat Ersin: Aslında var, yani bir sorum var size
-Dilek: Buyrun, sizi dinliyorum
-Avukat Ersin: Sevgiliniz var mı?
-Dilek: Anlamadım
-Cihan: Ersin'in şekeri düşünce saçmalar, boşver sen onu,
teşekkür ederiz Dilek
-Dilek: Afiyet olsun
-Avukat Yunus: Daha tatlının tadına bakamadan kovduracaktın
bizi oğlum ya
-Avukat Kadir: Sözlü tacizden dava açabilirdi, yada
yüzüne şu bardaktaki suyu yiyebilirdin
-Avukat Ersin: Sevgilim yok, kız güzel, belli ki onunda yok
ne mahsuru var
-Cihan: O durumlar biraz karışık, hiç bulaşma, hadi tatlının tadına bak
Cihan o sırada Emre'ye mesaj atar, Emre hemen Cihan'ı arar,
Cihan telefonla konuşmak için pastanenin bahçesine çıkar
-Emre: Ne demek 'Dilek elden gidiyor'
-Cihan: Sakin ol, sadece Dilek'i çok yalnız bırakma
-Emre: Neredesin sen?
-Cihan: Sarang'da
-Emre: Bir şey oldu, bana söylemiyorsun, hemen geliyorum oraya
Emre Cihan'ın cevap vermesini beklemeden telefonu kapatır
ve arabaya atlar ve Sarang'a gelir, Dilek Cihan'ın da
olduğu masaya çay servisi yaparken gülümsüyordur,
Emre içeri girer ve Dilek Emre'yi görünce heyecanlanır tam
tepsiyi düşürecekken Emre Dilek'in elinden tepsiyi alır sakince masaya
bırakır ve Dilek'in elini nazikçe tutar
-Emre: İyi misin güzelim?
Dilek sadece iyiyim anlamında başını sallar
-Emre: Burayı ben hallederim, sen mutfağa bak istersen,
zira yanık kokuları geliyor
-Dilek: Eyvah kek yandı
Dilek telaşla mutfağa giderken Emre'de başını sağa sola çevirerek
gülümser, ve sonra masaya döner
-Emre: Cihan bizi tanıştırmıyacak mısın?
-Cihan: Tabi, Avukat Yunus Sarısoy, Avukat Ersin Öztürk,
Avukat Kadir Öz, Emre'de benim dostum, kankam beyler
-Avukat Yunus: Memnun oldum
-Avukat Kadir: Memnun oldum
-Avukat Ersin: Memnun oldum, Dilek hanım iyi mi acaba,
ben bir bakayım
-Emre: İyidir o sen merak etme, ben bakarım şimdi,
siz çayınızı için, sohbetinize devam edin
Emre mutfağa giderken Cihan'a seninle sonra görüşeceğiz
bakışı atar ve mutfağa gider
-Emre: Kekler ne alemde, yaşayacak mı doktor hanım
-Dilek: Dalga geçmeyin Emre bey ya, hep sizin yüzünüzden
-Emre: A a ben ne yaptım şimdi
-Dilek: Yaptınız bir şey işte, off gitti hepsi
-Emre: Dilek, sakin olur musun biraz, alt üstü kek,
yeniden yapılır, hatta ben sana yardım edeceğim,
hadi kalk üzülmek yok, malzemeler nerede?
-Dilek: Emre bey, sizin restoranda olmanız gerekmiyor mu şuan?
valla bu gidişle kovulacaksınız?
-Emre: Hayır şuan burada olmam gerekiyor, ayrıca ne yani
babam beni kovarsa, sen yanına çırak olarak almaz mısın beni?
-Dilek: Alırım tabiki, ama kovulmamanızı tercih ederim,
şaka bir yana cidden artık bir yardımcı bulmam şart
-Emre: İlanlardan bir şey çıkmadı mı?
-Dilek: Yok maalesef, neyse, siz Cihan bey'in yanına gidin isterseniz,
burayı ben hallederim
-Emre: O sıkıcı avukatların yanına gidip davaları dinlerken
uyuyayım yani, ı ı, ben burada duracağım
-Dilek: Yardım etmeye kararlısınız yani, peki o zaman
şu önlüğü takdim edeyim, buyrun yumurtaları kırmakla
başlayabilirsiniz
-Emre: Emredersiniz şef :D bu arada bu tatlı yapma işine
nasıl başladın?
-Dilek: Babam yüzünden, babam tatlıları çok severdi,
küçükken annemle mutfağa girip tatlı yapardık,
babam yaptığımız o tatlıları yiyince ellerimden tutar
eline sağlık canımın içi der ve bana gülümserdi,
kısacası onun sayesinde gastronomi bölümü okudum
-Emre: Sorumla seni üzdüysem özür dilerim,
amacım seni üzmek değildi, merak ettiğim için sordum
-Dilek: Önemli değil, sadece babamı çok özledim
-Emre: Bu kadar un yeter mi?
Emre üzücü havayı dağıtmak için Kek'e geri döner
Dilek ile birlikte keki yaparlar fırına atarlar
Emre ve Dilek pastanenin ön kısmına geçerken
Avukat Ersin Dilek'e laf atar
-Avukat Ersin: Tatlılarınıza bayıldık, bundan sonra
daimi müşterininiziz haberiniz olsun Dilek hanım
-Dilek: Elbette, her zaman bekleriz, Afiyet olsun
Emre Cihan'ın kulağına yavaşça
'Al götür şunu, yoksa elimden bir kaza çıkacak'
-Cihan: Hadi gidelim, işimize bakalım, eline sağlık Dilek,
görüşürüz Emre
-Avukat Ersin: Numaranızı alabilir miyim? yani mekanlara sipariş için
Dilek Emre'nin yüzüne bakar, öfkeden yüzünün değiştiğini görür
ve hemen keskin bir cevap verir
-Dilek: Maalesef, mekanlara sipariş almıyoruz,
iyi günler
Avukatlar gidince Dilek Emre'ye bir bardak su getirir
-Emre: Bu ne?
-Dilek: Su, yüzünüz kıpkırmızı, ateşiniz falan yok dimi?
iyi misiniz?
-Emre: İyiyim merak etme, ama o... neyse
-Dilek: Siz artık restorana geri mi dönseniz,
zira Behiye teyze sizi çalıştırdığım için beni azarlayabilir
-Emre: Şuan sepetleniyorum yani, peki gidiyorum ama
en kısa sürede sana eleman bulacağız, sakın ben kendim hallderim
itirazlarını yapma, yoksa gitmem
-Dilek: Tamam, bu arada şu atkıyıda takın, dışarıda kar soğuğu var
hasta olmayın
-Emre: Olmaz, sen hasta olursun sonra
-Dilek: Birazdan Elif gelecek zaten, o getirir bana,
lütfen alın siz bunu
Dilek Emre'nin itiraz etmesine fırsat vermeden, mavi atkısını
Emre'nin boynuna sarar, bir süre göz göze gelirler ve öyle kalırlar
bir kaç saniye boyunca
-Dilek: Be- ben keklere baksam iyi olacak, bunlarda yanmasın
-Emre: Tamam, görüşürüz
Dilek mutfağa girer ve Emre için bir tarif geliştirmeye başlar,
Elif işinin uzadığını ve geç geleceğini, direk eve geçeceğini
Dilek'e söyler mesaj atar,
Dilek bir süre sonra telefonunu sessize alır
dükkanı içeriden kilitler ve mutfağa döner,
saat akşam 11 olmuştur ve
kapının zorlandığı bir ses duyar, eline merdaneyi alır
ve gizliden bakar, hırsız dükkana girmeye çalışıyordur,
korkar ve eline telefonu alır polisi arayacakken vazgeçer
çünkü annesi ve anneannesinin bunu duymasını istemez,
Elif'i arar
-Elif: Az kaldı geliyorum eve,
gelirken salep mi isteyeceksin tatlım?
-Dilek: E-Elif dükkana, dükkana hırsız girmeye çalışıyor
-Elif: Ne! hemen geliyorum, polisi aradın mı?
-Dilek: Hayır polisi aramadım, sakın arama, Annemin ve Anneannemin
kulağına giderse çalışmama engel olurlar
-Elif: Sen şimdi sakin ol, ben hemen geliyorum
Elif Kerem, Cihan'ı ve Emre'yi arar,
hızlıca durumu anlatır ve Emre ile Cihan'a özellikle
tembih eder Behiye teyzenin duymaması için
Emre'nin ağzından...
Elif Cihan ile beni aradığında olanı anlattığında,
evden bir bahane uydurarak nasıl çıktığımı bilemedim,
ya ben gidene kadar o adam Dilek'e bir şey yaparsa diye
aklıma türlü türlü senaryolar geldi,
Sarang'a vardığımda dükkanın kilidi kırılmış, kapısı açıktı,
Cihan ve Kerem'de aynı anda oradaydı,
gözüm Dilek'i aradı, elinde merdaneyi sıkı sıkı tutmuş
belli ki şoktaydı, yerde dizlerinin üstüne duruyordu,
koşarak yanına gittim
-Emre: Dilek, iyi misin? Dilek bana bak, Dilek
-Dilek: Hı
-Emre: O şerefsiz sana bir zarar vermedi dimi?
Dilek hayır vermedi anlamında başını sallar,
Emre ona sarılır
-Emre: Geçti, geçti güzelim, iyisin, ben buradayım, korkma
-Kerem: Su iç Dilek
-Cihan: Kamera kayıtlarına bakalım
-Kerem: Bakamazsın maalesef çünkü yok
-Emre: Ne demek yok
-Kerem: Kaç kere söyledim bir kamera taktır diye ama Dilek dinlemedi
-Elif: Benim suçum, işim uzamasaydı bugün bunu yaşamayacaktı
-Kerem: Senin suçun yok, kendini suçlama
-Cihan: Tamam bunu sonra düşünürüz, kız şimdi şokta,
Emre sen Dilek ile Elif'i eve bırak, Keremle bizde
buraları bir toplayalım, aslında hiç bir şeye dokunmadan
polisi aramamız lazım ama
-Dilek: Hayır, olmaz, polis olmaz, annem ve anneannem duyar olmaz
-Emre: Tamam, polis yok, kimse duymayacak, sakin ol
hadi biraz sakinleş, gel biraz yürüyelim,
sonra elif ile seni eve bırakırım
-Kerem: Etraftaki kameralara bakalım belki bir şey çıkar
-Emre: Hadi gidelim, burası sizde çocuklar, hadi Elif
Emre Dilek ile yürürken, Elif'de yavaş adımlarla arkadan yürüyordur,
bir banka otururlar, Emre Dilek'in çenesinden hafifçe tutar
kendine bakmasını sağlar
-Emre: Daha iyi misin?
-Dilek: iyiyim, korktum biraz sadece
-Emre: Sana bir şey oldu diye ömrümden ömür gitti,
çok şükür iyisin
Dilek uzakta üzgün bir şekilde oturan Elif'e gözü takılır
-Dilek: Elif, Emre bey, bize biraz müsaade eder misiniz?
Dilek Elif'in yanına gider direk ona sarılır
-Dilek: Senin hiç bir suçun yok, sakın üzülme, bak iyiyim
hiç bir şey olmadı
-Elif: Daha erken gelebilirdim, provaya kalmayabilirdim
-Dilek: Bende erken çıkabilirdim, böylece hırsızla karşılaşmazdım
- Elif: Seni bir daha yalnız bırakmayacağım
Kızlar birbirine sarılıp ağlarken Emre'de onları izler
ve yanlarına gider
-Emre: Şimdi neden ağlıyorsunuz?
-Dilek: Emre bey bizi yalnız bırakın
-Elif: Ağlarken rahatsız etme bizi, ühüü ühüüüü
-Emre: Maalesef yalnız bırakamam, kendinizi toparlayın,
sizi eve bırakayım yoksa hasta olacaksınız bu soğukta
Kızlar kendilerini toparlar ve Emre onları eve bıraktıktan sonra
Sarang pastanesine geri döner
-Emre: Beyler var mı elle tutulur bir şey?
-Kerem: Cihan etraftaki esnaflardan aldığı
kamera kayıtlarına bakıyor hala
-Cihan: Bence polise bildirmeliyiz, doğru değil bu,
onlar bulur
-Emre: Bencede polise haber vermeliyiz ama Dilek istemiyor
-Kerem: işin içine polis girerse Ayşe teyze ve Şeyma teyzenin
kulağına gitmesini istemiyor
-Cihan: onlar onun ailesi, bilmeye hakları var
-Emre: Tamam beyler uzatmayın, Dilek istemiyorsa bu işi
kendimiz halledeceğiz, siz istemiyorsanız gidebilirsiniz,
ama ben o hırsızı bulacağım
-Kerem: Ben kalıyorum, Dilek benim arkadaşım, onu yüzüstü
bırakmayacağım
-Cihan: Emre, Dilek senin sevdiğin kız olabilir ama
benimde sevdiğim bir arkadaşım sayılır, ve elbette kankama,
sevdiği kıza yardım edeceğim
-Emre: Sağolun çocuklar, hadi kamera kayıtlarına bakalım
şurada biri zorluyor kapıyı
-Kerem: ama maskesi var, nasıl tesbit edeceğiz?
-Cihan: Ben bu kayıtları alayım evde biraz daha inceleyeyim
ayrıntılı bir şekilde, yarın haberleşiriz
-Kerem: Tamam geç oldu zaten, en kısa zamanda bir kamera
gerekli buraya, Dilek'i ikna etmek gerek
-Emre: O iş bende merak etme, her türlü önlemi alacağım
bir daha böyle bir şey yaşamamalı Dilek
-Cihan: Hadi Pastaneyi kapatıp gidelim, daha fazla oyalanmayalım
-Emre: Ben alayım o anahtarı, sabah pastane ile işim var,
Dilek'e ben veririm, sabah yanına gideceğim zaten
-Kerem: Pekala, buyur, ama Dilek'ten habersiz bir şey yapmamanı
öneririm, çünkü hiç hoşlanmaz habersiz yapılan işlerden
-Emre: Merak etme, haydi iyi geceler beyler, görüşürüz,
Cihan, bir şey bulursan, saat kaç olursa olsun ara
-Cihan: Tamam kardeşim merak etme
Emre eve gider duşunu alır, pijamalarını giyer ama uyku tutmaz,
mutfağa su içmek için odadan çıkınca, babaannesinin odasının
ışığının açık olduğunu ve kapınında aralık olduğunu görür
-Emre: Ana kraliçem, e hani sen yatıcam diyordun, uyumamışsın hala
-Behiye: Kuranımı okudum evladım, bana diyene bak, sen niye ayaktasın
-Emre: Uyku tutmadı
-Behiye: Hmm gel bakim şöyle yanıma, otur, anlat bakalım ne derdin var
-Emre: Yok bir şey babaannecim, iş güç öyle
-Behiye: Emre, hatırlıyor musun sen küçükken de ne zaman canın sıkılsa,
bir derdin olsa böyle yanıma gelirdin, dizime yatardın,
saçını okşardım, sen önceden bana her şeyini anlatırdın,
artık iyice ihtiyarladım diye anlatmak istemiyor musun?
-Emre: Olur mu öyle şey ana kraliçem, anlatılacak bir şey olsa,
daha doğrusu bir şey olsa neden anlatmayayım, ayrıca sen hala
gençsin, benim canım babaannemsin
-Behiye: Geç yağcılığı da anlat bakalım, gönül işleri mi canını sıkan?
-Emre: Aslında evet, biri var, ama benimki platonik
-Behiye: Emin misin platonik olduğuna? belki o da seni seviyor,
açıldın mı?
-Emre: Ona söyledim ama cevap vermedi, kendini geri tutuyor o konuda,
bende benden hepten uzaklaşmasın diye ısrarcı olamıyorum,
ne hissediyor bana karşı bilmiyorum
-Behiye: Ahh ah, bizim zamanımızda muhallebicide randevu verilir
buluşulurdu, eğer kız kabul ederse ailelere haber gönderilir
ve tez zamanda izdivaç yapılırdı, rahmetli Selim deden de
bana muhallebicide izdivaç teklif etmişti
-Emre: Nasıl, hemen ilk buluşmada dedem evlilik teklifi mi yaptı?
-Behiye: Evet İlk buluşmada, ama onun önceside var,
deden komşumuzdu, sokaktan geçerken bakışırdık,
bir yürüyüşü vardı, tüm kızlar hayrandı, yakışıklıydı da deden
-Emre: Vay be Selim dedeme bak sen, kapmış en güzel kızı
kaçırmak istememiş hemen evlenme teklifi etmiş
-Behiye: Öyleydi, sevdalıydık biz birbirimize, nur içinde yatsın,
ee söyle bakalım kim bu benim güzel torunumu mecnuna çeviren kız?
-Emre: Aslında tanıyorsun ama bak babaanne lütfen bu işe
sende Ayşe teyze de karışmasın
-Behiye: Tamam nasıl istersen, bu kız Dilek dimi?
-Emre: Evet, Babaanne Ben Dilek'e aşık oldum, çok seviyorum
-Behiye: Biliyorum, Peki şimdi sen Dilek'e nasıl itiraf ettirmeyi
düşünüyorsun onu düşün bakalım
-Emre: Beni sevip sevmediğini bilmiyorum, ya geri teperse,
hepten uzaklaşırsa
-Behiye: Onun kalbini kazanmakta sana düşüyor torunum,
ama o da seni seviyor buna eminim, bu kadar kafaya takma,
git uyu hadi, sabah işe gideceksin
-Emre: Teşekkür ederim babaannecim, iyiki varsın,
hayırlı geceler
Emre babaannesinin yanağından öper ve odasına gider, ışığı kapatıp
uyur
Sabah olmuştur Dilek ve Elif uyanıp hazırlandıktan sonra
aşağıya kahvaltıya inerler ve bir misafir olduğunu görürler
Elif şaşırmaz ama Dilek şaşırır
-Ayşe: Heh günaydın kızlar
-Şeyma: Hadi hemen sofraya oturun, Emre sende hadi oğlum
-Elif: Hoş geldin Emre, oo Şeyma abla, döktürmüşsün yine,
kilo almaya başladım ama bak olmuyor böyle
-Şeyma: Zayıfsın ne kilo alması, al bakim şunlardan da,
enerji harcıyorsun o kadar, yakarsın yediklerini
-Ayşe: Dilek kızım hadi gelsene sofraya
-Elif: Kaal geldi kıza, tatlım gelsene
-Dilek: Emre bey, sizin burada ne işiniz var?
-Emre: Geçerken uğradım, bu taraflarda işim vardı
Dilek gözlerini kısarak, bende yedim der gibi bakar
-Ayşe: İyi de oldu, keşke Behiyeciğimde olsaydı
-Şeyma: Elif sen kahvaltıdan sonra tiyatroya,
Dilek sende Pastaneye mi gideceksin?
-Elif: Yok ben bugün Dilekleyim, tiyatroya gitmeyeceğim
-Dilek: Hayır herkes işine, sen tiyatroya gidiyorsun,
ben pastaneme gidiyorum, Emre bey sizde restoranınıza
-Elif: Ama
-Emre: Tamam ben seni bırakırım restorana giderken
-Ayşe: iyi olur evladım, yolda konuşursunuz hem
-Dilek: Ben kendim giderim, siz zahmet etmeyin
-Emre: Rica ediyorum, ve zahmet olmaz
-Elif: Size doyum olmaz canlarım ama benim gitmem lazım,
geç kalmamam gerek, görüşürüz
Dilek kahvaltısını hızlı bir şekilde yaptıktan sonra
çantasını alır dışarı çıkar, arabaya binmez
-Emre: Hadi bin trafiğe kalacağız sonra
-Dilek: Emre bey, neden buradasınız, dün için teşekkür ederim
ama hayat devam ediyor
-Emre: Dilek lütfen arabaya biner misin? konuşmak istediğim
bir şey var, rica ediyorum
Dilek diretmeden arabaya biner, peşinden Emre de biner
-Dilek: Sizi dinliyorum ne konuşmak istiyorsunuz?
-Emre: Öncelikle sabah buraya gelmemin iki sebebi vardı,
birincisi senin için çok endişelendim, nasıl olduğunu görmek
istedim, ikincisi Sarang'a gideceğini biliyordum hem seni
bırakmak istedim, hemde Sarang'ın anahtarı bende, onu vereyim dedim,
bunuda Ayşe teyze ve Şeyma teyzenin yanında yapamadım, dünkü olayı
ailenden sakladığın için
-Dilek: Teşekkür ederim, benim için de endişelenmenize gerek yok,
ben iyiyim
-Emre: Senin için endişeleniyor olmam seni rahatsız mı ediyor?
-Dilek: Emre bey yapmayın lütfen, dün o şok ile bir zayıflık
gösterdim, bu bir daha olmayacak
-Emre: Zayıflık? Seni teselli etmem, senin için korkmam,
endişelenmem, sana sarılmam, buna izin verdiğin için
zayıflık mı göstermiş oldun?
Bak Dilek, daha en başında söyledim sana, duygularım beni ilgilendirir,
seni hiç bir şeye zorlamıyorum, beni sev demiyorum, ama
duygularma da bu kadar acımasız olma.
-Dilek: Ben-
-Emre: Geldik
Emre Dilek'in cevap vermsini beklemeden arabadan iner,
Kamera takma işleminin yarısı bitmiştir bile
-Dilek: Siz kimsiniz? ne yapıyorsunuz dükkanıma?
-Emre: Siz devam edebilirsiniz usta
-Dilek: Emre bey ne oluyor burada?
-Emre: Kamera takılıyor, itirazın olmaz herhalde, dünden sonra
-Dilek: Ben sizden böyle bir şey istemedim, gerekirse
ben hallederim, istemiyorum, beyfendi, hepsini çıkartır mısınız?
-Emre: Hayır, siz devam edin lütfen,
Dilek inat etme
-Dilek: İstemiyorum ya, hepiniz gidin dükkanımdan,
Emre bey gidin
Devam Edecek...
-------
10.BÖLÜM...
Dilek'in ağzından...
Tam bir hafta olmuştu o hırsız olayından sonra
Emre'yi de o kızgınlıkla kovmuştum,
bir haftadır ne mesaj atıyor, ne arıyor nede
onu görüyordum, dün ise Kerem'den o hırsızın
yakalandığını ve o hırsızın peşini bırakmayıp
onu yakalayanında Emre olduğunu öğrendim,
Elif ve idil haklıydı, o sadece beni düşüyordu
ve benim için endişelendiği için bana sormadan
Sarang'ın her yerine güvenlik kamerası taktırmıştı,
ben ise ona haksızlık edip bağırıp çağırmıştım
hatalıydım ve bu hatamı bir özür ile geçiştiremezdim
-İdil: Özür dile direk zaten affetmeye dünden razıdır
-Dilek: Nerden biliyorsun? öyle kuru özürle olmaz
benim bir şey yapmam lazım
-Elif: Lafa bak, nereden biliyorsun diyor ya,
kızım adam sana aşık değil mi? elbette kıyamaz affeder
-İdil: Aynen öyle, illa bir şey yapmam lazım diyorsan
Sarang'ı bir kaç gün kapatmaya hazır ol
-Elif: Aklında ki ne idil?
-İdil: kış ayındayız, kar var, kayak mevsimi hani...
-Dilek: Uludağ'a mı gideyim, oldu olacak karın üstüne
özür dilerim yazayım
-Elif: Bence güzel fikir
-Dilek: Ne?
-Elif: Karın üstüne özür dilerim yazmanı demiyorum
güzel fikir olan şu, bir organizasyon yapacağız,
yarın cuma zaten, cumadan sonra yola çıkacağız
uludağa gideceğiz
-İdil: Elif de Cihan bey'i organize edecek ve
Emre ile Cihan da habersiz uludağa gelecekler
hem hepimiz için bir değişiklik olur, hem bir fırsatını bulup
özür dilemiş olursun
-Elif: Aynen öyle
-Dilek: Ya gelmezse
-Elif: Ay taze aşık seni, merak etme gelecek,
sen bize bırak o işi, organize edicem hepsini
sen sadece hazırlan, İdil Kerem'e de haber ver plan yapmasın,
onun arabasıyla gideriz
-İdil: Tamamdır
-Dilek: Kızlar teşekkür ederim, iyiki varsınız
-İdil,Elif: sende iyiki varsın tatlım
Elif Cihan'ı arar durumu anlatır
-Cihan: Elif denerim ama ikna edebilir miyim bilmiyorum
-Elif: Ne demek ikna edebilir miyim bilmiyorum,
Cihan sen onun kankası değil misin? ikna et
-Cihan: iyide haftasonu tenis antremanı var onu bırakıp
uludağa falan gitmez
-Elif: Cihan, arkadaşının mutluluğunu istiyorsan ikna et
bu kadar, ben organizasyonu yaptım, zar zor otelde
yer ayırttım zaten, sana güveniyorum, halledersin sen,
ayrıca sende geliyorsun
-Cihan: Tamam elimden geleni yapacağım
-Elif: Elinden geleni değil, fazlasını yap, görüşürüz
Cihan akşam Emre'nin yanına restorana gider,
haftasonu için onu ikna etmeye çalışır ama
Emre bir türlü ikna olmuyordur
-Cihan: Dilek'i özledin mi?
bakma öyle ters ters soruma cevap ver
-Emre: Özledim tabiki 1 hafta oldu, görmedim
-Cihan: Tamam o zaman kardeşim, bu haftasonu
uludağa gidiyoruz o zaman
-Emre: Dilek ile Uludağın ne alakası var
-Cihan: Şöyle ki kankacım, Elif aradı, kızlar
haftasonu için uludağa organizasyon yapmışlar
-Emre: Kız kıza eğlensinler o zaman, benimle alakası ne?
-Cihan: Kerem sen ben de gidiyoruz, kız kıza değil yani,
yer ayırtmış kız o kadar valla gelmezsen Elif'in dilinden
kurtulamam, Dilek de gidiyor işte al sana fırsat sevdiceğini
görmek için
-Emre: Kendisi beni görmek istemiyor, boşver rahatsız etmeyelim hiç
-Cihan: Tamam asıl sebebini söyleyeceğim ama bilmiyormuş gibi
yapacaksın tamam mı?
-Emre: Asıl sebebi mi? oğlum ne çeviriyorsunuz siz ya?
-Cihan: Dilek, aslında senden özür dilemek için,
kendini affettirmek için bu planı yapmışlar
-Emre: Ne! bir özür için uludağa mı gitmek lazım,
özürlük affettirmelik bir şey yok ortada,
o iyi olsun,, güvende olsun yeter
-Cihan: Gelmiyorsun yani, iyi peki yarın sabahtan duruşmam var
cuma namazından sonra ben yola çıkıyorum,
şimdi kayak mevsimi, orası manken, oyuncu ve havalı adamlarla
doludur, artık Dilek birine gönlünü kaptırırsa sonra beni suçlama da
-Emre: Teşvikiye camisinde buluşuruz, ayrı araçlarla gidelim
-Cihan: Tenis antremanın vardı hani?
-Emre: Yemişim tenis antremanını, Dilek'i korumam lazım
-Cihan: Kısaca kıskanıyorum desene sen şuna
-Emre: Kahveni iç Cihan
Ertesi gün...
Her şey planlandığı gibi gidiyordur,
kızlar erkenden gidip otellerine yerleşmişlerdir
biraz dinlendikten sonra hazırlanıp lobi katına inip
birer Türk Kahvesi içerken Cihan ve Emre de girişlerini
yaptırıp odalarına çıkıp eşyalarını bırakır ve
hazırlanırlar onlarda lobiye inerler
-Kerem: Hoşgeldiniz beyler
-Cihan: Hoşbulduk, burası cıvıl cıvılmış valla
-Emre: Hoşbulduk
-Kerem: Ee kızlar nasıl yapıyoruz şimdi
-Elif: Birini daha bekliyoruz heh o da geldi
-Can: Merhaba ben kayak hocası Can Uzun
-Elif: Merhaba Can bey
-İdil: Merhaba
-Cihan: Bir yanlış anlaşılma var sanırım, buradaki herkes
kayabiliyor diye biliyorum
-Elif: Evet Cihancım hepimiz kayabiliyoruz ama
birimizin Can bey'e ihtiyacı var, Dilek kaymayı sevmediği için
kaymayı bilmiyor, Can bey ona yardımcı olacak
Emre'nin yüzü belli etmesede kıskançlıktan renk değiştirir
ama müdehale etmez
-Dilek: Kaç kere söyleyeceğim, siz kayın ben sevmiyorum
istemiyorum kaymak falan, hadi lütfen gidin kızlar,
Can bey sizi de buraya kadar yorduk kusura bakmayın
-Can: Maalesef sizi bırakamam Dilek hanım, Elif hanım
2 günlük ödemeyi yaptı bile, üstelik burada benden daha iyi
bir kayıcı hocası bulamazsınız ;)
Emre yakışıklı adama kafa göz dalmamak için artık kendini zor tutuyordur
-Elif: Hadi hadi kalkın, akşam 7'de yemekte buluşuruz,
Can bey, arkadaşım size emanet
Elif Dilek'in de diğerlerininde itiraz etmesine fırsat vermeden
kalkar, Elif Cihan ile, Kerem İdil ile, Dilek Can ile, Emre ise
tek başına kayar, akşam olunca herkes otele döner ama Emre ortalıkta
yoktur, Cihan telefonla arar ama telefonu kapalıdır,
herkes endişelenmeye başlar, Dilek dayanamaz
ve 'ben etrafa bakacağım, gelirse haber verin' diyip
fırlar, o soğukta karların içinden yürüyerek
Emre'yi arar, bir yandan da telefonla arar ama hala kapalıdır,
Dilek'in de en sonunda soğuktan telefonu kapanır
-Dilek: Bi bu eksikti, Emre nerdesin ya
Dilek arada birilerini Emmre'ye benzetir ve yanlarına gider
ama yüzlerini görüğünde hayal kırıklığı yaşar,
yanından geçen bir grubun konuşmasına şahit olur
-Kayak yaparken mi olmuş?
-Daha gençmiş, atlarken ayak takımlarından biri açılmamış galiba
-Çok kötü yaralanmış diyorlar
-Aman Allah beterinden korusun
-Dilek: Pardon ne olmuş aşağıda?
- 26, 27 yaşında bir genç fena yaralanmış
- Bir daha kayak yapamaz diyorlarmış
- Otelin Doktoru ilgileniyormuş şimdi olay yerinde
Dilek gözlerinden yaşlar döküle döküle koşa koşa
olay yerine gider, 'Emreee, lütfen sen olma
bunu yapma bana, lütfen sen olma' der ve
oradakinin Emre olmadığını anlayınca rahatlar ama
göz yaşları durmuyordur bir türlü ve yere oturur
çünkü artık dermanı kalmamıştır
Emre olayı merak etmiş ve yardım edebileceği bir şey varmı diye
olay yerine intikal etmiştir ama orada kalabalığın içinde
yere oturmuş ve ağlayan birini görür yaklaşınca Dilek olduğunu anlar
-Emre: Dilek
Dilek Emre'nin sesini duyunca hızla ona döner ve sarılır
ağlamaya devam eder
-Emre: Dilek, iyi misin güzelim? yaralandın mı?
ne oldu? neden ağlıyorsun? Dilek sakinleş
anlat ne oldu?
-Dilek: Ben- ben-
Dilek ağlamaya devam ediyordur, Emre ona sarılmaya devam eder
ve bir süre sonra Dilek'in yüzünü görmek için geri çekilir,
eliyle gözyaşlarını siler
-Emre: Daha iyi misin? neden ağlıyordun? ne oldu?
-Dilek: Size ulaşamayınca aramaya çıktım, birinin kaza geçirdiğini
öğrendim, siz sandım, çok korktum
-Emre: Benim için endişelendiğin için mi bu soğukta
karanlıkta atkını eldivenini bile takmadan koştun
-Dilek: Telefonunuz kapalıydı
-Emre: Soğuktan şarjı bitmiş, powerbank'im de yanında değildi,
seni korkuttuğum ve endişlendirdiğim için üzgünüm güzelim,
hadi otele dönelim, kalk
Emre boynundaki atkıyı Dilek'in boynuna sarar ve elindeki eldivenleri
de Dilek'e giydirir
-Dilek: Hayır siz üşürsünüz
-Emre: Ben iyiyim merak etme, hadi gidelim
Dilek eldivenin birini çıkartır ve Emre'nin eline giydirir,
diğer elini Emrenin elini tutar ve onun montunun cebine sokar,
Emre Dilek'in bu hareketine şaşırır ama mutlu olur,
yavaş yavaş otele yürürlerken Dilek söze girer
-Dilek: Emre bey, ben o gün bencillik ettim,
siz benim güvenliğimi düşüdüğünüz halde ben size bağırdım,
haksızlık ettim, özü-
-Emre: Dilek özür dilemen gereken bir durum yok,
bunun için kendini suçlamana da gerek yok,
sen mutlu ve güvende olduğun sürece sorun yok
-Dilek: Bir haftadır Sarang'a da gelmediniz, gerçi haklıydınız gelmemekte,
ama ben sizi çok özledim
-Emre: Dilek, ne zaman söyleyeceksin?
-Dilek: Neyi?
-Emre: Duymak istediğim o cümleyi
-Dilek: Hangi cümleyi?
-Emre: Boşver, hadi gidelim
Dilek Emre'yi durdurur ve yüzüne bakar
-Dilek: Seni seviyorum
-Emre: Ne! duymadım, bir şey mi dedin?
-Dilek: Dedim ki; Seni Seviyorum, senin için endişelenmekten
uyuyamıyorum, rüyalarıma giriyorsun, aklımda çıkmıyorsun,
seni göremediğim gün çok özlüyorum, ben sana aşık oldum
Emre Dilek'i kendine çeker ve ona sıkıca sarılır,
'bende seni seviyorum güzelim' der ve onu alnından öper,
daha sonra Emre ve Dilek otele kadar el ele yürürler ve
konuşmazlar, otele yaklaştıklarında Dilek Emre'nin elinden
kendi elini kurtarır
-Dilek: Kızlar
-Cihan: Oh be kaçak bulunmuş, oğlum neredesin sen?
-Emre: Profösyonellerin olduğu kısma gitmiştim, geldim sonuçta
-Kerem: İkinizin de telefonlarına ulaşamadık, otel can kurtaranlarından
yardım isteyecektik daha da gelmeseydiniz
-İdil: Atkını ve eldiveninide almadan fırladın gittin Dilek
hasta olmazsın inşAllah, alın hemen şu sıcak ıhlamurları
içiniz ısınsın
-Elif: Sen nerede buldun Emre'yi Dilek?
-Emre: Biri kaza geçirmiş, bende oradaydım, orada karşılaştık
merak etmeyin ikimizde iyiyiz, Siz yemeğinizi yediniz mi
saat akşam 9 olmuş
-Kerem: Biz bir şeyler yedik de siz yemediniz, hadi gidin
yemeğinizi yiyin
-Cihan: Sen ortalıktan kaybolunca Dilek de seni aramak için
fırladı gitti, yemek yiyemedi kız
-Elif: Hadi hemen ikinizde doğru restorana,
bizde kafe bölümündeyiz, oraya gelirsiniz, marş marş
Dilek ve Emre restorana gider yemek yerken, Dilek Emre'nin keyfi
olmadığını görür
-Dilek: Bir şey mi oldu Emre bey keyfiniz yok gibi?
-Emre: Neden elimi bıraktın?
-Dilek: Çünkü henüz kimse bilsin istemedim
-Emre: Neden? ne mahsuru var ki öğrenmelerinin?
-Dilek: Şimdilik kimse bilmsin lütfen
-Emre: Öyle olsun, nasıl istersen, şu bey lafını da
ortadan kaldırsak mı acaba? Sadece Emre olsam senin için olmaz mı?
-Dilek: Alışkanlık
-Emre: O zaman kötü alışkanlıklarımızdan yavaş yavaş kurtuluyoruz,
şimdilik en azında yalnızken bana adımla hitap et olur mu?
-Dilek: Tamam Emre bey, yani Emre
-Emre: Ana kraliçe arıyor, efendim ana kraliçem
-Behiye babaanne: Nasılsın paşam? tatil nasıl gidiyor?
-Emre: Güzel gidiyor babaannecim, bildiğin gibi kar, kayak
güzel hava...
-Behiye: Oh oh maşallah keyfiniz yerinizde, seni aradım ulaşamadım
merak ettim
-Emre: Benide merak eden edene
-Behiye: Başka kim merak etti ki? hem söyle bakim neden ulaşamadım sana?
-Emre: Bizimkiler işte, telefonumun şarjı bitmiş o yüzden
ulaşamamışsındır bana, otele dönünce şarja taktım
-Behiye: Ahretliğimde Dilek'e ulaşamamış, kızlarda
telefonunu açmıyormuş, merak ettik çocuğum,
Dilek iyi mi?
-Emre: İyi iyi, ikimizde hatta hepimizde iyiyiz merak etmeyin,
Ayşe teyzeye söyle, burada her yerde telefon çekmiyor
Dilek hanıma ulaşamazsa merak etmesinler bizimle
-Behiye: Tamam paşam, siz keyfinize bakın, kendinize dikkat edin
Allaha emanet olun
-Emre: İlaçlarını içmeyi unutma babaanne, iyi geceler
-Dilek: Annem canıma okuyacak, deliye dönmüştür o şimdi ulaşamayınca
-Emre: Babannem sakinleştirir Şeyma teyzeyi merak etme,
hadi yemeğini ye, sonra ararsın
İkiside yemeklerini yedikten sonra arkadaşlarının olduğu
kafe bölümüne geçerler, Dilek ile Emre karşılıklı oturur,
Dilek ara ara sohbete katılırken Emre ise sık sık Dilek'e bakar
ve onu izler
-Cihan: Ne dersin Emre katılalım mı?
-Emre: Hı? bir şey mi dedin?
-İdil: Soğuk çarptı zaar, kendisi aramızda değil
-Kerem: Diyoruz ki yarın otelin düzenlediği kayak yarışma
etkinliği varmış, katılalım mı diye konuşuyoruz
-Emre: Beni pas geçin
-Elif: Kaymada iyi değil misin?
-Cihan: Elifcim bunu hakaret sayarım, kendisi
profösyonelleri çıkartır ikiye katlar, evlerine postalar
-Kerem: Vay Emre o kadar iyiysen mutlaka katılmamız lazım
-Emre: Cihan her zaman ki gibi abartıyor, o kadar iyi sayılmam
-Cihan: Abartıyor muyum? tamam madem ben abartıyorum,
yarın o yarışmaya katıl, herkes nasıl iyi kaydığını görsün
-Emre: Gerek yok öyle şeylere boşver
-Elif: Dilek sen ne düşünüyorsun?
-Dilek: Yorumsuzum
-Cihan: Hiç nazlanma yazdırıyorum seni, hepimiz
destekleyeceğiz seni, buraya eğlenmeye geldik,
hem anı olur
Emre Dilek'e gizlice mesaj atar
-Emre: Katılmamı istiyor musun istemiyor musun?
-Dilek: Diğerleri çok istiyor, ve senin kararın
-Emre: Başkalarının istekleri düşüncesi değil, ben senin
düşünceni merak ediyorum
-Dilek: Bugünkü kaza gözümün önünden gitmiyor, korkuyorum
-Emre: Korkma unut o kazayı, merak etme o kadar kötü bir kayıcı
değilim, beni izlemek ister misin?
-Dilek: Dikkatli olursan evet
-Emre: Tamam madem çok istiyorsunuz, kaçta bu yarışma?
-Kerem: Öğlen 12'de şu bölgede, bak broşürü burada
-Cihan: Tamam o zaman şu kahvelerimizi içip odalarımıza dağılalım
sabah 7'de kahvaltıda buluşalım, yarışa kadar bir şeyler yaparız
Herkes odasına çekilir, Dilek annesi ve anneannesiyle konuşur
sonra Emre Dilek'e mesaj atar
-Emre: Uyudun mu?
-Dilek: Henüz değil, sen niye uyumadın? yarın yarışın yok mu senin?
Emre mesaja cevap vermez Dilek'in odasının kapısına gider,
kapıyı tıklatır, Dilek kapıyı açar
-Dilek: Emre bey, sizin bu saatte ne işiniz var burada?
-Emre: Anlaşmaya uymuyorsun? artık cezalandıracağım seni
-Dilek: Ne anlaşması? Ne cezası?
-Emre: Yalnızken bana adımla seslenecektin hani,
bunu bir an önce halletmemiz lazım, neyse
uykun yoksa biraz dolaşalım mı?
-Dilek: Olur ama sen yorgun değil misin? saatlerce araba da sürdün
-Emre: Ben iyiyim merak etme, hatta sen yanımdayken çok daha iyiyim,
hadi sıkı giyin gel, ben lobide bekliyorum
-Dilek: Tamam, beş dakikaya geliyorum
Dilek kapıyı kapatır hazırlanırken kapı çalar,
Elif ve İdil kız kıza sohbete Dilek'in yanına gelmişlerdir
-Elif: A a bir yere mi gidiyorsun?
-Dilek: Uyku tutmadı da biraz yürüyeyim dedim,
siz neden uyumadınız?
-İdil: Aynı sebepten, uyku tutmadı, seninle sohbete gelelim dedik
-Dilek: İyi yaptınız kızlar? dolapta soğuk çaylar var,
atıştırmalıklar var siz çıkarın ben üstümü çıkarayım geliyorum
Dilek Emre'ye mesaj atar
'Kızlar odaya baskın yaptı, gelemiyorum :('
Emre mesaja cevap verir 'Kızlar gidince uyumazsan bana yaz'
Dilek mesaja cevap verir 'Çok geç olur, bekleme uykusuz kalma,
yarın sabah görüşürüz, iyi geceler'
Emre: 'İyi geceler'
Devam Edecek...